Nüfus Kaydındaki Anne ve Baba İsimlerinin İptali İle Haneden Terkini İstemi

Dava; nüfus kaydındaki anne ve baba isimlerinin iptali ile haneden terkini istemine ilişkindir. Somut olayda anne olduğu belirtilen ile baba olduğu belirtilenin resmî olarak evli olmadıkları dikkate alındığında; annenin gerçek anne olan olduğunun tespit edilmesi hâlinde, artık annenin iddiası esas alınmak suretiyle gerçek babanın belirlenmesi gerekmekte olup, babalığın tespiti durumunda nüfus kaydının düzeltilmesi yoluna başvurulması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu ise nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile mümkündür. Öte yandan, davalıların anne ve baba isimlerinin değişmesi durumunda miras durumunun da değişikliğe uğrayacağı, bir başka anlatımla davalıların mirasçılıktan çıkarılması durumunun gündeme geleceği, bu itibarla ortaya çıkacak hukuki sonuçlar karşısında ve nüfus kayıtlarının kamu düzenini de ilgilendirdiği dikkate alındığında, DNA testinin yaptırılmasında yarar bulunduğu da unutulmamalıdır. Hâl böyle olunca davacılar tarafından açılan davanın nüfus kayıt düzeltim davası olarak kabul edilerek işin esasına girilmesi, tarafların gösterecekleri kanıtlar toplandıktan ve davalının çocuğu olup olmadıklarının tespiti açısından DNA testi yaptırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Devamı

Hizmet tespiti – Hak düşürücü süre – İşçi lehine yorum ilkesi

Dava hizmet akdine dayalı olarak geçen ve kuruma tescil edilmeyen sigortalı hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir. Davacının aynı işyerinde çalışmaya devam ettiği hususu tartışmasız olup; çalışma kesintisiz devam ettiğine göre, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10 maddesinde yer alan “hizmet” kavramının, somut olay yönünden hem sigortalı hem de emekli sandığı hizmeti birlikte değerlendirilmek suretiyle belirlenmesi ve hak düşürücü sürenin hesabında da bu belirlemenin esas alınması gerekir. Bu durum “işçi yararına yorum ilkesi”nin doğal sonucudur. Hal böyle olunca; davacının aynı işyerinde sigortalı hizmeti sona ermekle birlikte Emekli Sandığına tabi hizmetinin dava tarihinde halen devam ettiği, çalışmanın kesintisiz olduğu belirgin olmakla hizmet tespiti davası açmak için yasada öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece bu ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılıp davanın esası hakkında karar tesis edilmesi gerekir.

Devamı

Kazanç Kaybı / İkame Araç Tazminatı / Araçtan Yoksun Kalma Tazminatı

Gerek araçların tamiri için bırakılmaları halinde süresi içerisinde tamir edilmemesi ve gerekse Trafik kazaları neticesinde onarım gören bir araç ve bu araç onarım görürken mali kayba uğrayan bir araç sahibi var ise, “ikame araç bedeli” kavramı ortaya çıkar.

İkame araç bedeli aracını kullanamayan araç sahibinin aracın onarımı süresince yaptığı belgelendirilmiş yol ve ulaşım giderleridir.

Devamı

Etkin Pişmanlık

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.

Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.

Devamı

Bylock delilinin HTS kayıtları ile teyit edilmesi zorunludur.

Sanığın bylock kullanıcısı olduğuna dair delilin, suçun sübutu açısından belirleyici olması karşısında, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.

Devamı

İş Güvencesi Tazminatı Adı Altında Ödenen Tutar Üzerinden Kesilen Gelir Vergisinin İadesi

Davacının iş akdinin işverenle aralarında düzenlenen protokol ile sona erdirilmesi sebebiyle iş güvencesi tazminatı adı altında ödenen tutar üzerinden kesilen gelir vergisinin iadesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. İstanbul 5. Vergi Mahkemesi’nin kararıyla; 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesine göre, ücret ve ücret sayılan ödemelerin çalışanın işverene bağlılığı ve hizmet karşılığı sağlanan para ve para ile temsil edilebilen ödemeler olduğu ve ancak ücret veya ücret niteliği taşıyan ödemelerden tevkifat yapılacağı, davaya konu kesintinin ait olduğu tazminat, davacının çalıştığı şirketin işçi azaltma yoluna gitmesi sonucu iş akdinin fesh edilmesi sebebiyle yasal bir zorunluluk olmaksızın davacıya işsiz kalması sebebiyle yardım amaçlı yapılan bir ödeme olduğundan ücret sayılan ödemelerin ortak özelliğini taşıdığından bahsedilemeyeceğinden, yapılan kesintide açık bir vergilendirme hatası olduğundan tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup, onanmıştır.

Devamı

Davada zamanaşımı def’inin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmaması.

Taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere, yurt dışında çalışan davacıdan “Hisse Devir ve Kabul Sözleşmesi” başlıklı belgeler karşılığında para tahsil edilmiş ve davalı tarafın da kabul ettiği üzere toplanan paralar bakımından kişilerin gerçekten ortak olup olmadığının ve davalıların bu anlamda bir haksız fiillerinin bulunup bulunmadığının anlaşılmasında ve davadaki zamanaşımı def’inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde de bu olguların göz önünde bulundurulması.

Devamı

Azmettirme Hakkında Yargıtay Kararları (Adam Öldürme / Silahla Yaralama / Zimmet / Hırsızlık)

5237 sayılı TCK, iştirak şekillerini, fiilin işlenişi üzerinde kurulan hakimiyet ölçü alınmak suretiyle faillik, azmettirme ve yardım etme olarak belirlemiştir. Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumludur. Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır. Yeni yasada azmettiren fail değil, şerik konumundadır. Azmettirme, belli bir suçu işleme konusunda henüz fikri olmayan kişide, suç işleme kararının oluşmasını sağlamaktır. Eğer kişi daha önce suç işlemeye karar vermiş ise bu halde azmettirme olmaz, artık manevi yardım olabilir. Azmettirenin kasten hareket etmiş olması gerekir. Bu kasıt, failde bir suçu işleme hususunda karar oluşturmayı, suçun bu kişi tarafından işlenmesi hususunu ve azmettirilen suçun kanuni tanımındaki unsurlarını kapsamalıdır. Dosya kapsamından, azmettirme iddiasının kuşku boyutunda kaldığı anlaşılmaktadır. Sanığın cezalandırılabilmesi için suçun kuşkuya yer olmayacak şekilde ispatlanması gerekir.

Devamı