Bankasyaya para yatırmak tek başına örgüt üyeliği için delil değildir. (Beraat)

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. CEZA DAİRESİ

E. 2017/2720
K. 2017/3100
T. 12.12.2017

• SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU ( Sanık Hakkında FETÖ/PDY Örgütü Üyeliği Nedeniyle Kamu Davası Açılmış ve İlk Derece Mahkemesi Tarafından Sanığın Mahkûmiyetine Karar Verildiği – Delil Durumu İtibarı ile Sanığın Süreklilik ve Çeşitlilik Gösteren Eylemleri ile Silahlı Terör Örgütü Hiyerarşisine Dahil Olduğunu Gösteren Her Türlü Şüpheden Arındırılmış Kesin ve İnandırıcı Delil Elde Edilemediği/Sanığın İstinaf Talebi Doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi Hükmün Kaldırılarak Beraati Gerektiği )

• FETÖ/PDY ÖRGÜT ÜYELİĞİ ( Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçu/Sanık Hakkında Kamu Davası Açılmış ve İlk Derece Mahkemesi Tarafından Sanığın Mahkûmiyetine Karar Verildiği – Delil Durumu İtibarı ile Sanığın Süreklilik ve Çeşitlilik Gösteren Eylemleri ile Silahlı Terör Örgütü Hiyerarşisine Dahil Olduğunu Gösteren Her Türlü Şüpheden Arındırılmış Kesin ve İnandırıcı Delil Elde Edilemediği/Sanığın İstinaf Talebi Doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi Hükmün Kaldırılarak Beraati Gerektiği )

• MAHKUMİYET HÜKMÜ
( Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçu/Sanık Hakkında FETÖ/PDY Örgütü Üyeliği Nedeniyle Kamu Davası Açılmış ve İlk Derece Mahkemesi Tarafından Sanığın Mahkûmiyetine Karar Verildiği – Delil Durumu İtibarı ile Sanığın Süreklilik ve Çeşitlilik Gösteren Eylemleri ile Silahlı Terör Örgütü Hiyerarşisine Dahil Olduğunu Gösteren Her Türlü Şüpheden Arındırılmış Kesin ve İnandırıcı Delil Elde Edilemediği/Sanığın Beraati Gerektiği )

5237/m.314/2
3713/m.5

ÖZET : Dava, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun incelenmesine ilişkindir. Sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ve ilk derece mahkemesi tarafından sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; açıklanan delil durumu itibarı ile sanığın süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemleri ile silahlı terör örgütü hiyerarşisine dahil olduğunu gösteren her türlü şüpheden arındırılmış kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, sanığın istinaf talebi doğrultusunda ilk derece mahkemesi hükmün kaldırılarak, sanığın beraati gerekir.

DAVA : Dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.

İncelenen ve yukarda numarası belirtilen yerel mahkeme kararına esas teşkil eden dosyadaki duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede 14/11/2017 tarihli karar ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.

Sanık hakkında yukarda belirtilen kararla Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan TCK 314/2 maddesi uyarınca 6 Yıl 3 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 53. maddesi gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.

Sanık savunmasında: Ben aleyhime olan suçlamayı kabul etmiyorum. Saygın bir devlet memuru iken KHK ile ait olmadığım bu yapıyla ilişkilendirilerek devlet memurluğundan ihraç edildim. Hakkımda açılan davada aleyhime sunulan delillerle ilgili Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinde ayrıntılı savunmamı yaparak bu delilleri çürüttüğümü düşünüyorum. Ancak yine de mahkumiyetime karar verildi. Bahsi geçen menfur yapıyla bir ilgim ve irtibatım olmamasına rağmen devlet memurluğundan ihraç edilmem de gerekçe gösterilerek mahkumiyetime karar verildi. Suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum şeklinde savunmada bulunmuştur.

İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20/09/2017 tarih, 2017/332 esas numara ve 2017/178 karar numaralı kararında; “…Sanık A. S.’nin Uşak Üniversitesinde Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığında şube müdürü olarak görev yaparken 667 Sayılı KHK ile ihraç edildiği, aynı KHK ile FETÖ/PDY adına faaliyet gösterdiği tespit edildiğinden kapatılan Aktif Eğitim Sendikası ve Uşak Teknik Elemanlar Derneğine üyelik kaydının bulunduğu, Bank Asyada mevcut 2014-2015 yıllarında TL. Cinsinden para hareketliği görünen hesabının olduğu, çocuklarını örgütle iltisaklı 667 Sayılı KHK ile kapatılan G. A.Ş’ye bağlı Ü. Kolejine gönderdiği, bu kolejin ödemelerinde indirim uyguladığı için Bank Asya’dan taksitli ödemeye imkan tanıyan kart çıkarıp kredi kullandığına dair anlatımına yansıyan maddi ve sosyal durumuyla uyum arz etmeyecek şekilde ve dolayısıyla örgütsel tavır niteliğinde OHAL’de alınan tedbirler kapsamında kapatılan Kimse Yok mu Derneğine 2013- 2014 yıllarında bağış-yardımda bulunduğu, daha öncesinde ( 1998- 1999 yılları ) örgütle iltisaklı Z. Özel Eğitim Yurt İşletmeleri Ticaret A.Ş’ye bağlı Özel B. Öğrenci yurdunda çalıştığı belirlenmiştir… Birlikte değerlendirildiğinde, değinilen süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel tavır, eylem ve davranışlar ile sosyal ve yakın aile çevresinin örgüte yakın/ müzahir yapıda olması şeklindeki organik bağı gösteren delil ve olgular çerçevesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üniversite yapılanması içerisinde yer aldığı tespit edilen sanığın, üzerine atılı FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçunun sübuta erdiği sonucuna varılmıştır…. Sanık A. S.’nin üzerine atılı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma” suçu sübuta ermekle, eylemine uyan TCK 314/2 maddesi. 3713 Sayılı kanunun 5/1 maddesi, TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, …”dair hüküm verildiği, buna karşı sanık A. S. müdafii – Av. A. Ö.’in istinaf başvurusunda bulunması gereğince; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 2017/2720 esas sayılı dosyasında yapılan kovuşturma neticesinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde elde edilen deliller ile dinlenen sanık beyanı kapsamında, sanık A. S.’nin üzerine atılı suçları işlediğini ispatlar mahiyette, cezalandırılmasına yetecek, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmiş olduğu ve Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20/09/2017 tarih, 2017/332 esas numara ve 2017/178 karar numaralı kararında uygulanan suç niteliği ve yasal mevzuata dair maddelerde usul ve yasaya uygun süreç ve uygulama yapıldığı kanaati ile; sanık A. S. müdafii – Av. A. Ö.’in istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmesi talep ve mütalaa olunur şeklinde mütalaada bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması ( FETÖ/PDY ); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kaimi gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.

Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları taralından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için By-Lock gibi haberleşme araçlarının kullandığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumlan fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY’nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek. Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri F. G. tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK’nın 314/1-2. maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.

Açıklanmaya çalışıldığı üzere Fethullahçı Terör Örgütünün en önemli özelliklerinden biri dini istismar etmek suretiyle kullanmasıdır. Örgütte gizlilik temel prensip olarak alınmış, örgüt bütünlüğü ve sıkı bir disiplin içerisinde hiyerarşik bir yapılanma söz konusudur. Örgütün bir hücre sistemi içerisinde yapılandığı ve grupların başında imam olarak adlandırılan sorumlularının bulunduğu, bu sorumlu kişilerin hiyerarşik düzen içerisinde kendi üstlerinden aldıkları emir ve talimatları grup üyelerine ilettikleri ve grup üyelerinden de aldıkları bilgileri bir rapor halinde kendi üstlerine aktarmak suretiyle örgütsel faaliyet içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Örgütün en önemli ve temel özelliklerinden birisi olan ve yukarda değinilen gizliliğin sağlanması bakımından bylock gibi haberleşme araçlarını da kullandığı, halk nezdinde gerçek yüzüyle görünür yüzünü gizlediği gibi devletin tüm kurulularına sızmak ve demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanarak parlamento hükümet ve diğer Anayasal kurumlan fesih edip iktidarı ele geçirme amacını taşıdığı anlaşılmaktadır.

Fethullahçı Terör Örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında demek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızına faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için Asya Katılım Bankası A.Ş.’ni kurdurduğu ve bu sebeple 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri F. G.’in kısaca “Varınızı yoğunuzu satın Bankasyaya yatırın” şeklindeki talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.

Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu sebeple tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.

Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; sanığın suç tarihinde Uşak Üniversitesi’nde Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı’nda şube müdürü olarak görev yaptığı görülmektedir. Sanığın yukarda belirtilen örgüt mensupları tarafından kurulan ve örgüte ait olduğu anlaşılan Asya Katılım Bankası A.Ş.’de … numaralı hesap sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bahse konu banka yönetimine TMSF.nin 03.02.2015 tarihinde el koyduğu, sonrasında ise 29.05.2015 tarihinde bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devir olunduğu anlaşılmış olup, sanığın Asya Katılım Bankası AŞ. ‘de bulunan hesabına para yatırma işlemlerinin 21/05/2015 tarihi sonrasında, banka yönetimine TMSF tarafından el konulduktan sonra olması dikkate alındığında, sanığın örgüt lideri veya yöneticilerinin talimatı ile örgüt bankasının para yatırmasının söz konusu olmadığı anlaşılmış olup. bu sebeple sanığın Bank Asya işlemlerinin sanık aleyhine örgüt üyeliği suçu yönünden delil vasfının bulunmadığı,

Sanığın 1998 yılında öğrenci olduğu dönem içerisinde FETÖ/PDY örgütüne bağlı Z. Özel Eğitim Yurt İşl. Tic. AŞ.ye bağlı şirkette SGK. kaydı bulunmakta ve sanığın bu şirket tarafından işletilen Erzurum ili Narman ilçesinde bulunan özel yurtta 1998 yılından itibaren bir yıl süre ile çalıştığı tespit edilmiş ise de, sanığın çalışmış olduğu 1998 yılı itibarı ile, anılan silahlı terör örgütünün bu vasfının geniş halk kitleleri tarafından bilinmediği, o yıllarda üniversite öğrencisi olan sanığın, bulunduğu konum itibarı ile görev yaptığı öğrenci yurdunun sahibi olan şirketin, silahlı terör örgütü tarafından kurulan bir şirket olduğunun bilecek konumda olmayıp, aksi yönde dosyaya yansıyan bir delilin de bulunmaması karşısında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince bu durumun terör örgütü üyeliği suçu yönünden sanık aleyhine değerlendirilemeyeceği,

Sanığın 2014 yılı son aylarında FETÖ/PDY örgütü tarafından kurdurulan ve yönetilen Aktif Eğitim sendikasına üye olmuş ise de, sanığın bu sendikada 5-6 ay gibi kısa bir süre üye olarak kaldıktan sonra, 2015 yılı içerisinde bu sendikadan ayrılarak, başka bir sendikaya geçmesi, yine sanığın bir dönem üye olduğu örgüt ile irtibatlı Uşak Teknik Elemanlar Derneğinin yönetim kurulu veya diğer organlarında görev almamış olması karşısında;

Her ne kadar sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ve ilk derece mahkemesi tarafından sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; açıklanan delil durumu itibarı ile sanığın süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemleri ile silahlı terör örgütü hiyerarşisine dahil olduğunu gösteren her türlü şüpheden arındırılmış kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, sanığın istinaf talebi doğrultusunda ilk derece mahkemesi hükmün kaldırılarak, sanığın beraatine dair aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.

SONUÇ : Gerekçesi açıklandığı üzere;

1- ) Sanık A. S. hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 20.09.2017 tarih, 2017/332 esas ve 2017/178 karar sayılı ilam ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 Sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükümlerin KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;

a- ) Sanık A. S. hakkında her ne kadar silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK.nın 314/2, 53, 3713 Sayılı kanunun 5/1. maddeleri ile cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de, sanığın isnat olunan suçu işlediği yönünde mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, CMK.nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,

b- ) Uşak Adli emanetin 2016/1493 sırasına kayıt edilerek zapt olunan “1 Adet ağzı mühürlü delil poşeti içerisinde olduğu bildirilen adli imajlar üzerinden çıkartılan verilerin bulunduğu O.Y.İ B-2016-352168 seri numaralı delil poşeti içerisinde 1 adet Blue Ray CD” nin sanığa İADESİNE,

2- ) Beraat eden sanık A. S. kendisini müdafii ile temsil ettirdiğinden. müdafinin emek ve mesaisi karşılığında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hüküm tarihi itibarı ile ilk derece mahkemesi aşaması için 3.960 TL. istinaf aşaması için 990 TL. olmak üzere toplam 4.950 TL. ücreti vekaletin Maliye hazinesinden tahsili ile kendisini müdafii ile temsil ettiren sanık A. S.’ye verilmesine,

3- ) Sanık beraat ettiğinden yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,

Dair talebe aykırı olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık A. S. ve sanık müdafi Av. A. Ö.’in huzurunda, hükmün tefhiminden itibaren bir haftalık süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, 12.12.2017 tarihinde açıkça okunup usulen anlatıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.