Başka Bankalarda da parası varken Bank Asya’ya para yatırmak tek başına örgüt üyeliği için delil değildir. (Beraat)

SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. CEZA DAİRESİ

E. 2018/1024

K. 2018/1208
T. 17.5.2018

• SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM ETME SUÇU
( Dosyada Olayın Daha Ziyade Aydınlanmasını Gerektiren Bir Durumun Bulunmadığı/Mevcut Deliller ve Dosya İçeriğinin Karar Vermeye Yeterli Olduğu – Mevcut Deliller Işığında Sanığın Üzerine Atılı Suçu İşlediğinin Sabit Olmadığı/Ağır Ceza Mahkemesinin Kararı ile Sanık Hakkında Üzerine Atılı Suçtan Kurulan Mahkumiyet Hükmünün Kaldırılması Gerektiği )

• MEVCUT DELİLLER VE DOSYA İÇERİĞİNİN KARAR VERMEYE YETERLİ OLMASI
( Silahlı Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme Suçundan Cezalandırılması İstemi/Dosyada Olayın Daha Ziyade Aydınlanmasını Gerektiren Bir Durumun Bulunmadığı – Mevcut Deliller Işığında Sanığın Üzerine Atılı Suçu İşlediğinin Sabit Olmadığı/Ağır Ceza Mahkemesinin Kararı ile Sanık Hakkında Üzerine Atılı Suçtan Kurulan Mahkumiyet Hükmünün Kaldırılması Gerektiği )

• MAHKUMİYET HÜKMÜNÜN KALDIRILMASI
( Silahlı Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme Suçundan Cezalandırılması İstemi/Dosyada Olayın Daha Ziyade Aydınlanmasını Gerektiren Bir Durumun Bulunmadığı/Mevcut Deliller ve Dosya İçeriğinin Karar Vermeye Yeterli Olduğu – Mevcut Deliller Işığında Sanığın Üzerine Atılı Suçu İşlediğinin Sabit Olmadığı/Sanık Hakkında Beraat Hükmü Kurulması Gerektiği )
5237/m.220/7, 314/2
5271/m.280, 303
3713/m.5

ÖZET : Sanık hakkında Samsun C.Başsavcılığının iddianamesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Dosyada olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, mevcut deliller ve dosya içeriğinin karar vermeye yeterli olduğu kanaatine ulaşılmış, mevcut deliller ışığında sanığın üzerine silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği sabit olmadığından, Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında üzerine atılı suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılması ve sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraati gerekir.

DAVA : İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya heyetçe incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Samsun C.Başsavcılığının 22/12/2017 tarihli, 2017/11793 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 5237 Sayılı TCK’nın 220/7, 314/2, 53, 3713 Sayılı T.M.Kanunu’nun 5. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/02/2018 tarihli, 2017/513 esas ve 2018/76 Sayılı kararı ile sanığın TCK’nın 314/3, maddesi dalaletiyle aynı Kunun 314/2. maddesi ve, 3713 Sayılı Kanun’un 5/1. maddesi ve TCK’nun 62/1. maddesi gereğince neticeten 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm, sanık müdafî tarafından istinaf edilmiştir.

Sanık müdafî ise istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyanının yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan İlk Derece Mahkemesine gönderilmesini talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Sanık hakkında, silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ve Mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de;

İlk derece mahkemesince sanığın adı geçen bankaya FETÖ/PDY silahlı terör örgütü elebaşının talimatından kısa bir süre sonra 31/01/2014 tarihinde 6.000,00 ve 17.000,00 TL, daha sonra 03/02/2014 23.000,00 TL meblağlı 93 günlük vadeli katılım hesabı açtığı, bu hesabı vade tarihinden önce kapattığı, sanığın 31/01/2014 tarihinde 6.000,00 TL ve 17.000,00 TL tarihinde 23.000,00 TL olmak üzere aynı gün 2 kez para yatırmasının, sanığın bu paraları talimattan kısa süre sonra yatırmış olması sebebiyle örgütsel tavır olarak kabul edildiği ve mahkumiyetine esas alındığı görülmüş ise de; sanığın aşamalarda örgütsel tavırla hareket etmediğini savunduğu, dosya arasında bulunan sanığın hesap hareketlerini gösterir ekstrenin Dairemizce incelenmesinde;

Sanığın Bank Asya’daki hesabını 04/10/2012 tarihinde açtığı 2.000,00 Euro para yatırılıp aynı tarihte 1.500,00 Euro tutarında yurt dışına EFT gerçekleşterildiği, 2012 yılı içerisinde başkaca hesap hareketi olmadığı, 2013 yılında sanığın 21/02/2013 tarihinde hesabından 500,00 Euro para çekme işlemi gerçekleştirdiği, 31/01/2014 tarihinde 6.000,00 ve 17.000,00 TL, para yatırdığı, daha sonra 03/02/2014 23.000,00 TL meblağlı vadeli katılım hesabı açtığı, bu hesabı 09/05/2014 tarihinde kapattığı ve mevcut vadesiz hesaplarını da biri hariç 2014 yılı içerisinde kapattığının tespiti karşısında, sanığın silahlı terör örgütü FETÖ elebaşısının çağrısı öncesinde de hesap hareketinin devam ettiği, kaldı ki çağrı üzerine para yatırmış olsa aynı yıl içerisinde üstelik yaklaşık 3 ay sonra bankadan parasını çekmesinin düşünülemeyeceği ayrıca başka bankalarda da parasının olduğunun anlaşılması ve bu paralarını aynı tarihlerde Bank Asya’ya yatırmaması hep birlikte değerlendirildiğin de, sanık hakkında örgüt hiyerarşisine dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun oluşmayacağı, bu sebeple ilk derece mahkemesince sanık hakkında tesis olunan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak, sanık hakkında açılan kamu davasından atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği beraatine karar verilmesinin gerekmesi karşısında, İlk Derece Mahkemesi’nin kararının kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.

5271 Sayılı CMK’nın “Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve Kovuşturma” başlıklı 280. maddesi 20/7/2017 tarihli ve 7035 Sayılı Kanun’un 15. maddesiyle, “bu maddenin birinci fıkrasının ( a ) bendinde yer alan “ ( c )” ibaresi “ ( a ), ( c ), ( d )” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya ( a ) bendinden sonra gelmek üzere ( b ) ve ( c ) bentleri eklenmiş, mevcut ( b ) ve ( c ) bentleri ( d ) ve ( e ) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir.” şeklinde değiştirilmiş, yapılan değişiklik sonucu,

5271 Sayılı CMK’nın 280. maddesi ;

Madde 280 – ( 1 ) Bölge adliye mahkemesi, ( … ) ( 1 ) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;

a- ) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa dair herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303. maddenin birinci fıkrasının ( a ), ( c ), ( d ), ( e ), ( f ), ( g ) ve ( h ) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, şeklinde değiştirilmiştir.

Kendisine atıf yapılan 5271 Sayılı CMK’nın 303/1-a maddesi ise;

Madde 303 – ( 1 ) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:

a- ) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse… şeklindedir.

Değişikliğe konu yasal mevzuat dosyamıza uyarlandığında, yukarda da izah edildiği üzere, dosyada olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, mevcut deliller ve dosya içeriğinin karar vermeye yeterli olduğu kanaatine ulaşılmış, mevcut deliller ışığında sanığın üzerine silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilirek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği sabit olmadığından, Samsun 3.Ağır Ceza Mahkemesinin14/12/2018 tarihli, 2017/513 ( E ) ve 2018/76 ( K ) sayılı kararı ile sanık hakkında üzerine atılı suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün 5271 Sayılı CMK’nın 303/1-a ve 5271 Sayılı CMK’nın 280/1-a maddelerince KALDIRILMASINA,

Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilirek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği sabit olmadığından 5271 Sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,

Sanığın kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşılmakla hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T’ye göre belirlenen 1.090,00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa VERİLMESİNE,

Sanık hakkında beraat kararı verildiğinden, karar kesinleştiğinde 5271 Sayılı CMK’nın 141. maddesi gereğince gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu hürriyeti kısıtlayıcı sürelerle ilgili olarak tazminat talebinde bulunabileceğinin ihtaratına,

Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,

SONUÇ : Kararın Dairemizce taraflara tebliğine, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, 17.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.