ByLock tespit edilen herkesin değil, gerçek ByLock kullanıcılarının cezalandırılması gerektiği

T.C.
ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. CEZA DAİRESİ     

2018/60
K. 2018/909
T. 2.7.2018

  • SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU ( Örgüt Hiyerarşisine Dahil Olduğuna ya da Süreklilik Çeşitlilik veya Yoğunluk Gösteren Diğer Eylem ve Faaliyetlerde Bulunmak Suretiyle Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olduğuna Dair Somut Kesin ve İnandırıcı Kanıt Bulunmadığı Gözetilerek Sanığın Beraatine Karar Verilmesi Gerektiği )
  • BYLOCK UYGULAMASI ( Global Bir Uygulama Görüntüsü Altında Münhasıran Fetö Pdy Terör Örgütü Mensuplarının Kullanımına Sunulduğu Bu Meyanda Söz Konusu Programı Kullanan Kişilerin Herhangi Bir Tereddüte Yer Vermeyecek Şekilde Terör Örgütü Mensubu Olduğu Sonucuna Ulaşıldığı )
  • ÖRGÜT HİYERARŞİSİNE DAHİL OLMA ( Sanığın Örgüt Hiyerarşisine Dahil Olduğuna ya da Süreklilik Çeşitlilik veya Yoğunluk Gösteren Diğer Eylem ve Faaliyetlerde Bulunmak Suretiyle Fetö Pdy Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olduğuna Dair Somut Kesin ve İnandırıcı Kanıt Bulunmadığının Gözetilmesi Gerektiği )
  • DELİL YETERSİZLİĞİ ( Sanığın Gerçek Bylock Kullanıcısı Olduğuna veya Böyle Olmasa Bile Kod Adı Kullanma Örgütsel Nitelikteki Toplantıları Organize Etme veya Bunlara Katılma Suretiyle Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olduğuna Dair Somut Kesin ve İnandırıcı Kanıt Bulunmadığı – Sanığın Beraatine Karar Verilmesi Gerektiği )

5271/m. 223, 280

ÖZET : ByLock uygulamasının, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulduğu bu meyanda söz konusu programı kullanan kişilerin herhangi bir tereddüte yer vermeyecek şekilde terör örgütü mensubu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dosyada sanığın gerçek Bylock kullanıcısı olduğuna veya böyle olmasa bile kod adı kullanma, örgütsel nitelikteki toplantıları organize etme veya bunlara katılma, himmet toplama, himmet verme, örgüt lehine sosyal medya paylaşımlarında bulunma, emir veya talimat alma ve bu doğrultuda hareketlerini düzenleyerek örgüt hiyerarşisine dahil olduğuna ya da süreklilik, çeşitlilik veya yoğunluk gösteren diğer eylem ve faaliyetlerde bulunmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair somut, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilerek, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm CMK’nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak aynı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.

DAVA : Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 06/06/2017 tarihli ve 2017/143 Esas, 2017/156 Karar sayılı ilamı ile sanığın “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce CMK’nın 279 ve 280. maddeleri uyarınca yapılan ön inceleme ve inceleme sonucunda, sanığın suçunun sübutu, suç vasıfının değerlendirilmesi ve diğer hususların takdiri açısından duruşma açılması gerektiği kanısına ulaşıldığından, 5271 Sayılı Kanun’un 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına 07/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.

YAPILAN YARGILAMA SONUNDA GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR :
I- )İDDİA:
A- )İDDİANAME;
“İDDİA: Sanık S. Y. hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 10/01/2017 tarih ve 2017/99 esas sayılı iddianamesi ile; “.. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, 15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemizde yapmaya çalıştığı ve başarılı olamadığı kalkışma girişimi sonrasında, bu örgütün bitirilmesi ve örgütün sorumluları ile örgüt mensuplarının yakalanmaları amacıyla tüm ülkede Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturmalar başlatıldığı, Erzurum ilinde de 15 Temmuz tarihinden sonra örgütün Erzurum ilindeki öğretmen yapılanmasından sorumlu olan kişilerle ile örgüt mensubu olan kişilerin bulunması amacıyla başlatılan çalışmalar kapsamında, Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü KOM şube müdürlüğü görevlilerince FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli mesajlaşma programı olan BY-LOCK isimli programı kullanan kişilerin tespiti amacıyla yapılan araştırmalarda, Yakutiye ilçe milli eğitim müdürlüğüne bağlı Kocatepe ilkokulunda sınıf öğretmeni olarak görev yapan şüpheli S. Y.’nin BY-LOCK isimli programı kullandığının tespit edilmesi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığımızca şüpheli S. Y. hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan dolayı soruşturmanın başlatıldığı, bu kapsamda Erzurum 1.Sulh Ceza hakimliğinin 07/11/2016 tarih ve 2016/2863 D. İş sayılı arama, el koyma kararı doğrultusunda Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince 08/11/2016 günü saat:07.00-19.00 saatleri arasında, şüphelinin ikametinde arama yapıldığı, arama neticesinde şüphelinin ikametinden ele geçirilen dijital materyallere el konulduğu ve şüpheli şahsın aynı tarihte göz altına alınma işlemlerinin yapıldığı,

Şüpheli hakkında kolluk görevlileri tarafından yapılan araştırmalar neticesinde düzenlenen tutanakta, şüphelinin en son olarak Kocatepe ilkokulunda sınıf öğretmeni olarak görev yaptığı, 01/09/2016 tarihli KHK ile görevinde ihraç olduğu, şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir AKTİF EĞİTİM SEN sendikasına 2014 yılı Nisan ayından 2015 yılı Temmuz ayına kadar üyelik kaydının bulunduğu,

Şüphelinin soruşturma dosyası içerisinde bulunan S.G.K. Hizmet dökümü listesi incelendiğinde, şüphelinin daha önceden örgüte müzahir KHK ile kapatılan herhangi bir dernekte kaydının bulunmadığı,

Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü Hudut Kapıları Büro Amirliğince düzenlenen, şüphelinin yurda giriş çıkış kayıtlarının bulunduğu liste incelendiğinde, şüphelinin 3 defa Artvin Sarp Kara sınır kapısından yurda giriş çıkış kaydının bulunduğunun tespit edildiği ,

Şüphelinin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli mesajlaşma programı olan BY-LOCK isimli programı kullanmakta olduğu 0532 … numaralı gsm hattı üzerinden 11/01/2015 tarihinde cep telefonuna yükleyerek kullandığının tespit edildiği,

Şüphelinin 13/01/2015 tarihinde çalıştığı kuruma bildirdiği, mal bildirim formu incelendiğinde, şüphelinin üzerine kayıtlı 1 adet evinin, 1 adet aracının ve 20 gram altınının bulunduğunun anlaşıldığı,

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 86802677-708.05-E.122715-3223 sayı ve 21/11/2016 tarihli yazısı ve eki olan bir adet CD’de yer alan S. Y.’ya ait banka hesap hareketleri üzerinde Cumhuriyet Başsavcılığımızca görevlendirilen mali bilirkişi Hükmü Y. tarafından 27/02/2017 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporu incelendiğinde,

Şüpheli S. Y.’ya ait A. BANKASI A.Ş. TR32… numaralı hesabı üzerinden, 09.06.2014 tarihinde T.C. Ziraat Bankası Genel Mdr. Erzurum şubesindeki TR130001000112354323875005 numaralı hesabından perakende ödeme sistemi gönderme işlemleri ile 5.700,00 TL. 00100003951 PÖS referans numarasıyla kredi kartına EFT gönderdiğinin tespit edildiği, bunun haricinde şüphelinin bu hesap numarası üzerinden 17/25 Aralık sürecinden sonra para tranferi yaptığının tespit edildiği,

Şüpheli S. Y.’ya ait A. BANKASI A.Ş. Nin 5313… numaralı kredi kartını da 17/25 Aralık sürecinden sonra kullanmaya devam ettiğinin tespit edildiği,

Şüphelinin gerek kolluk aşamasında, gerekse Cumhuriyet Başsavcılığımızca alınan savunmasında, Bank Asya bankasında 2010 yılında normal bir hesap açtırdığını, araba almak için Bank Asya dan kredi çektiğini, bu sebeple hesabını 2010 yılında açtırdığını, bu hesabının halen aktif konumda olduğu şeklindeki beyanından, şüphelinin 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonraki süreçte FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finans kaynağı olan Bank Asya’daki hesabını aktif olarak kullanmaya devam ettiğinin anlaşıldığı,

Şüphelinin üzerine atılı suç nedeniyle, gerek kolluk ve gerekse de Cumhuriyet Başsavcılığımızca alınan savunmalarında özetle, kendisinin Fetullah Gülen isimli şahısla ve FETÖ/ PDY silahlı terör örgütü ile hiç bir irtibatının bulunmadığını, Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün yayın organı olan zaman gazetesi, sızıntı dergisi ve aksiyon dergisine aboneliğinin hiç olmadığını, örgütün evlerinde ve yurtlarında kalmadığını, kendisinin Aktifsen sendikasına 2014 yılı Ocak ayından bu yana üyeliğinin bulunmakta olduğunu, Sendikanın 2016 yılı Ağustos ayında kapandığını, kendisinin o tarihte Rize ilinde ailesinin yanında olduğunu, öncesinde Eğitim Birsen sendikasına da üye olduğunu, kendisinin Fetö Pdy silahlı terör örgütünün gizli mesajlaşma programı olan By Lock isimli programı hiç kullanmadığını, 532 633 11 19 numaralı Gsm hattının kendisine ait olduğunu, kendisinin bu hattı yaklaşık 5-6 yıldır kullandığını, kendisinin Samsung Gt marka cep telefonunu 1 yıldır kullandığını, öncesinde Samsung Gio marka cep telefonunu kullandığını, kendisinin kesinlikle kullanmakta olduğu gsm hattı üzerinden söz konusu BY-LOCK isimli programı indirerek kullanmadığını, kendisinin gerek 2013 yılı öncesinde gerekse de 2013 yılı sonrasında örgütün düzenlemiş olduğu hiçbir toplantıya katılmadığını ve örgüt adına hiçbir kişiye ve kuruma himmet adı altında yardımda bulunmadığını, kendisinin sadece Aktif Eğitim sen sedikasının düzenlemiş olduğu toplantılara katıldığını belirterek üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği,

Şüphelinin ikametinde ve aracında yerinde yapılan aramalar neticesinde kolluk görevlileri tarafından ele geçirilen ve Erzurum 1.Sulh Ceza hakimliğinin 07/11/2016 tarih ve 2016/2863 D. İş sayılı el koyma kararı ve aynı kararla inceleme yetkisi verilen,

Şüphelinin ikametinde ele geçirilen 1 adet Samsung GTE 1205T marka siyah renkli 354… İMEİ numaralı cep telefonu ve bu telefona takılı 1 adet vodafone marka 89900-29300-83868-6272 ibaresi bulunan sim kartın imajları alınmış olup üzerinde Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele şube müdürlüğünce başlatılmış olan gerekli incelemeler halen devam ettiği için, inceleme raporunun düzenlenemediği ancak şüphelinin üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği yönünde, şüpheli hakkında kamu davası açılması için yetkili şüphe oluşturan delillerin elde edildiği, bu aşamada şüphelinin ikametinde ve işyerinde ele geçirilen dijital materyallerin inceleme işlemlerinin tamamlanmasının beklenmesinin şu aşamada soruşturma dosyasına bir yenilik getirmeyeceği, bu itibarla söz konusu dijital materyaller üzerinde gerekli inceleme işlemleri tamamlandıktan sonra inceleme raporunun ayrıca mahkemenize gönderileceği,

Bu haliyle şüphelinin, 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonraki süreçte kendi isteğiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli mesajlaşma programı olan BY-LOCK isimli programı kullanmak, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir olan AKTİF EĞİTİM SEN sendikasına 2014 yılı Nisan ayı ile 2015 yılı Temmuz ayı içerisinde üye olmak, örgütün finans kaynağı olan Bank Asya Katılım Bankasındaki hesabının 17/25 Aralık sürecinden sonra aktif olarak kullanmak ve yukarda delilleri ayrıntılı olarak belirtilen eylemlerde bulunmak suretiyle üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmakla,

Şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin CMK.nun 175/1 madde ve fıkrası gereğince mahkemenizce kabulü ile,

Şüpheli hakkındaki yargılamanın mahkemenizce yapılarak, şüphelinin 5237 Sayılı TCK.nun 314/2, 3713 Sayılı TMK.nun 3.maddesi delaletiyle 5/1 madde ve fıkraları gereğince CEZALANDIRILMASINA,

Şüphelinin kasten işlemiş olduğu suç sebebiyle hakkında TCK.nun 53/1.maddesinde düzenlenen BELİRLİ HAKLARDAN YOKSUN BIRAKMAYA İLİŞKİN TEDBİRLERDEN BİRİNİN UYGULANMASINA,

Şüphelinin göz altında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK.nun 63/1 madde ve fıkrası gereğince alacağı cezasından MAHSUBUNA,

5237 Sayılı TCK.nun 58/9 madde ve fıkrası gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın örgüt mensubu olan suçlu hakkında da uygulanmasına hükmolunabileği hükmünün, şüpheli S. Y. hakkında uygulanmasına,

Yargılama giderlerinin CMK.nun 325/1 madde ve fıkrası gereğince şüpheliden tahsiliyle hazineye irat kaydına karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur’ talep ve iddiası ile mahkememize kamu davası açılmıştır. “şeklinde kamu davası açılmıştır.

B- )İSTİNAF MAHKEMESİNDE İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDA MÜTALAASINDA

” Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 06/06/2017 tarih ve 2017/143 ( E ) ve 2017/156 ( K ), sayılı kararı hakkında, Sanık müdafi tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince yapılan inceleme ile; Sanığın suçunun sübutu, suç vasfının değerlendirilmesi ve diğer hususların takdiri açısından duruşma açılması gerektiği kanısına ulaşılarak, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verildiği,

Yapılan yargılama ve dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, ilk derece mahkemesi tarafından hüküm verildikten sonra dosyaya gönderilen Hedef IP HIS CG-NAT kayıtları ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgelere göre Sanık S. Y.’nın 0… numaralı GSM hattı üzerinden Bylock isimli FETÖ-PDY terör örgütü tarafından kullanılan gizli haberleşme programını kullandığının tespit edildiği, Bylock isimli programın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tepiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren önemli bir delil olacağı, Bylock kullandığı tespit edilen sanığın bununla beraber ayrıca 2014 yılı Nisan ayı ile 2015 yılı Temmuz ayı arasında örgüte müzahir Aktif Eğitim Sen üyesi olduğu, Bankasya hesabı üzerinden yapmış olduğu işlemler karşısında sanığın söz konusu suç örgütünün varlığından ve amaçlarından haberdar olduğu ve örgüt hiyerarşisi içerisinde yer alarak organik bağ kurmuş olduğu hususunun net olarak ortaya konulduğu ve sanığın bu surette FETÖ PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla,

Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 06/06/2017 tarih ve 2017/143 ( E ) ve 2017/156 ( K ) sayılı kararının KALDIRILARAK, Sanığın Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçundan TCK. nun 314/2, 3713 Sayılı TMK.nun 5/1, TCK nun 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA Dosya kapsamına, suçun CMK’nun 100/3-a-2 maddesinde sayılan suçlardan olmasına, sanık hakkında talep edilen sonuç cezaya kıyasen tutuklu kaldıkları sÜ.e ve adli kontrol hükümlerinin yetkisiz kalacak olmasına göre tutukluluğun ölçülü ve gerekli olduğu anlaşılmakla; HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur dedi. ” şeklindedir.

II-SAVUNMA:

A- ) İLK DERECE MAHKEMESİNDE YAPILAN SAVUNMALAR:

“SANIK SADIK Y. SORGU VE SAVUNMASINDA: Sanık Mahkememiz huzurunda alınan 09/05/2017 tarihli savunmasında; ” Atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. 13 yıllık meslek hayatımda başarılı oldum ve hiçbir usulsüz veya yasa dışı olayda yer almadım. Bank Asya sadece 2010 yılında bir kredi çekmek için başvurduğum bir banka olup devamında kredi kartını kullandığım ve borcunu kapatamadığım için kullanmaya devam ettiğim bir bankadır. Bunun dışında ben diğer bankalardan da kredi çektim ve o bankaların hesaplarını kullandım. Bank Asya’nın özel bir sebebi yoktur. Aktif Sen’den önce Eğitim Bir Sen üyeliğim vardır. Aktif Sen’e sadece 2 yıl üye oldum ve yine sağlayacağını ifade ettiği avantajlar sebebiyle üye oldum. Bunun da özel bir sebebi yoktur, devletin izni ile kurulmuş yasal bir sendikadır. Bylock programını ise kabul etmiyorum. Kendim kurmadım da kullanmadım da arkadaş ortamında wifi sürekli açıktı ve paylaşımdaydı. Buradan böyle bir şey olabileceğini tahmin ediyorum. Bunun dışında benim hiçbir dahim veya kusurum yoktur, kesinlikle suçsuzum, beraatimi talep ediyorum,” dediği,

Sanık Mahkememiz huzurunda alınan 06/06/2017 tarihli savunmasında; “Benim hayatım boyunca ne idari ne de başka bir cezam bulunmamaktadır. Tutuklanmadan önce son derece başarılı bir öğretmendim, ayrıca almış olduğum kredinin geri ödemesi mevcut olup bunu zor bela ailem çiftçilikle karşılamaktadır. Tutuklulukta kaldığım süre kaçma olmayışım göz önüne alınarak tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum,” şeklinde savunmada bulunmuştur.

Sanık Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nca alınan 14/11/2016 tarihli savunmasında; ” Yukarıdaki kimlik ve adres bilgileri doğrudur, bana aittir. Konuyla ilgili emniyet müdürlüğü görevlilerine ifade verdim. Bu ifademi kabul ve tekrar ederim. Özgeçmişimle ilgili o ifademdeki beyanlarımı da aynen tekrar ederim.

Benim Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün yayın organı olan zaman gazetesi, sızıntı dergisi ve aksiyon dergisine aboneliğim hiç olmamıştır.

Örgütün evlerinde ve yurtlarında kalmadım.

Ben Erzurum ili Yakutiye ilçesinde bulunan Kocatepe İlkokulunda 22/07/2016 tarihine kadar sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktaydım. Bu tarihte görevimden uzaklaştırıldım. 01/09/2016 tarihinde görevimden ihraç edildim. Benim Aktifsen sendikasına 2014 yılı Ocak ayından bu yana üyeliğim bulunmaktadır. Sendika 2016 yılı Ağustos ayında kapandı. Ben o tarihte Rize ilinde ailemin yanındaydım. Ben öncesinde Eğitim Birsen sendikasına da üyeydim.

Benim F., Ziraat Bankası, Vakıfbank, Garanti Bankası, Akbank, Albaraka Türk bankalarında şahsım adına hesabım bulunmaktadır. Bank Asya bankasında 2010 yılında normal bir hesap açtırmıştım. Araba almak için Bank Asya dan kredi çekmiştim. Bu sebeple hesabımı 2010 yılında açtırmıştım. Bu hesabım halen aktif konumdadır.

Ben daha önce yurt dışı olarak Gürcistan ülkesine aile olarak gitmiştim.

Benim facebook, twetter hesabım vardır. İnstagram hesabım yoktur.

Ben Fetö Pdy silahlı terör örgütünün gizli mesajlaşma programı olan By Lock isimli programı hiç kullanmadım. 532 … numaralı Gsm hattı bana aittir. Ben bu hattı yaklaşık 5-6 yıldır kullanıyorum. Ben Samsung Gt marka cep telefonunu 1 yıldır kullanıyorum. Öncesinde Samsung Gio marka cep telefonunu kullanıyordum. Ben kesinlikle kullanmakta olduğum gsm hattı üzerimden söz konusu BY-LOCK isimli programı indirerek kullanmadım.

Ben gerek 2013 yılı öncesinde gerekse de 2013 yılı sonrasında örgütün düzenlemiş olduğu hiçbir toplantıya katılmadım ve örgüt adına hiçbir kişiye ve kuruma himmet adı altında yardımda bulunmadım. Ben sadece Aktif Eğitim sen sedikasının düzenlemiş olduğu toplantılara katıldım.

Kolluk görevlileri tarafından ikametimde yapılan arama neticesinde ele geçirilen dijital materyaller içerisinde Fetö Pdy örgütünün lideri konumunda olan M. Fetullah Güleni destekleyici, övücü herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.

Benim Fetö Pdy silahlı terör örgütü ile doğrudan ya da dolaylı olarak hiçbir bağlantım bulunmamaktadır. Ben 17-25 Aralık 2013, 15-16 Temmuz 2016 tarihlerinde Fetö Pdy silahlı terör örgütünün ülkemizde yaptığı kalkışma girişimini desteklemiyorum. Lanetliyorum. Üzerime atılı suçlamayı da kabul etmiyorum” şeklinde savunmada bulunmuştur.

B- ) İSTİNAF AŞAMASINDA ALANIN SAVUNMASINDA:

“SANIK ALINAN SAVUNMASINDA: Önceki aşamalardaki savunmalarımı tekrar ediyorum. Ben ByLock haberleşme sistemini kullanmadım, bu konudaki tespitleri kabul etmiyorum. Bu suçu işlemedim, beraatimi ve tahliyemi istiyorum dedi.

Dairemizin tevdii kararından sonra dosyaya gönderilen ByLock hedef IP’lerine dair ( HIS-CGNAT ) kayıtlarıyla Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ekinde Erzurum Emniyet Müdürlüğünün 02/01/2018 tarihli tutanağı ve bunun ekindeki ByLock HTS baz raporunun ve görüşme içeriğinin bulunmadığına dair tespitin CMK’nın 217. Maddesi uyarınca sanığa okunmasına karar verildi. Okunan kayıtlara karşı sanıktan soruldu:

Ben okunan kayıtları kabul etmiyorum, ByLock programını kullanmadım. Okuduğunuz yazı ekinde belirtilen görüşme içeriğinin bulunmadığına dair kayıtlar da benim bu savunmamı doğrulmaktadır. Ayrıca Bank Asya hesap dökümümde tarafıma okumuş olduğunuz bilgiler kısmen doğrudur. Ben 2010 yılında bu bankada hesap açtırmıştım. O zaman kredi çekmiştim, çünkü araba almıştım. Yaptığım ödemelerin çoğu bu kredinin ve kullandığım kredi kartının ödemelerine ilişkindir. Bunun dışında örgütsel amaç doğrultusunda bankaya para yatırmadım, bu hususu kabul etmiyorum. Aktif-Sen isimli sendikaya 2014 yılında üye olmuştum. Üye olurkende bu sendikanın niteliğini ve kimlerin amacı doğrultusunda kurulduğunu bilmeden üyeliğimi gerçekleştirmiştim, herhangi bir kastım yoktur, bu konudaki ithamları kabul etmiyorum, beraatimi ve tahliyemi istiyorum dedi.

SANIK MÜDAFİ BEYANINDA: Müvekkilimin savunmasına iştirak ediyoruz. ByLock kullanımına dair iddia herhangi bir şekilde teyit edilememiştir, içerik bilgisi yoktur. Bunun yanında müvekkilim Bank Asya’ya örgütsel talimat doğrultusunda mevduat yatırdığına dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Aktif-Sen üyeliği de suç tarihi olarak gösterilen tarihte legal olan bir sendikaya üyelikten ibarettir. Bu sebeplerle atılı suçun unsurları oluşmamıştır, müvekkilimin beraatini ve hükümle birlikte tahliyesini talep ediyoruz dedi. ” şeklinde beyanda bulunmuşlardır.

III-DELİLLER:

1- )Şüphelinin inkara dayalı karakol, Cumhuriyet Savcılığı ve sorgu ifade tutanakları,

2- )Erzurum 1.Sulh Ceza hakimliğinin şüpheli S. Y.’nın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen suç unsuru eşyalara dair 07/11/2016 tarih ve 2016/2863 D. İş sayılı el koyma, inceleme yapılma ve kopya çıkarılması kararı,

3- )Erzurum 1.Sulh Ceza hakimliğinin şüpheli S. Y.’nın kullanmakta olduğu gsm hattına dair HTS kayıtlarının çıkarılmasına dair 20/12/2016 tarih ve 2016/3813 D.İş sayılı kararı,

4- )Şüphelinin ikametinde, aracında ve üstünde kolluk görevlileri tarafından 08/11/2016 tarihinde yapılan aramada ele geçirilen dijital materyallere dair olarak kolluk görevlileri tarafından 08/11/2016 tarihinde düzenlenen yakalama, ev arama, el koyma tutanağı,

5- )Erzurum il emniyet müdürlüğü görevlilerince 12/12/2016 tarihinde düzenlenen araştırma tutanağı, 08/02/2017 tarihli by-lock kullanıcısı olduğu dair düzenlenen tutanak, aktif eğitim sen sendikasına üyelik kaydının bulunduğuna dair tutanak, yurt dışına giriş- çıkış kayıtları, sigortalılık Tescil ve Hizmet Kaydı Tespitine dair SGK Hizmet dökümü evrakı,

6- )Yakutiye Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce 16/12/2016 tarihinde düzenlenen şüpheli S. Y.’ya ait mal beyanı formu,

7- )Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 86802677-708.05-E.122715-3223 sayı ve 21/11/2016 tarihli yazısı ve eki olan bir adet CD’de yer alan S. Y.’ya ait banka hesap hareketleri üzerinde Cumhuriyet Başsavcılığımızca görevlendirilen mali bilirkişi Hükmü Y. tarafından 27/02/2017 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporu,

IV-DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

A- )İLK DERECE MAHKEMESİNCE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE MAHKEMENİN ULAŞTIĞI KANAAT:

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

anık hakkında Mahkememizce yapılan yargılama sırasında mevcut ve araştırma sonucu elde edilen tüm deliller ve değerlendirilmesinde;

Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü KOM şube müdürlüğü görevlilerince FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli mesajlaşma programı olan BY-LOCK isimli programı kullanan kişilerin tespiti amacıyla yapılan araştırmalarda, Yakutiye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Kocatepe ilkokulunda sınıf öğretmeni olarak görev yapan sanık S. Y.’nın BY-LOCK isimli programı kullandığının tespit edilmesi üzerine, sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan dolayı soruşturmanın başlatıldığı görülmüştür.

Sanık S. Y.’nın en son olarak Kocatepe ilkokulunda sınıf öğretmeni olarak görev yaptığı, 01/09/2016 tarihli KHK ile görevinde ihraç olduğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir AKTİF EĞİTİM SEN sendikasına 2014 yılı Nisan ayından 2015 yılı Temmuz ayına kadar üyelik kaydının bulunduğu görülmüştür.

Sanığın daha önceden örgüte müzahir KHK ile kapatılan herhangi bir dernekte kaydının bulunmadığı görülmüştür.

Sanık S. Y.’nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli mesajlaşma programı olan BY-LOCK isimli programı kullanmakta olduğu 0532 633 11 19 numaralı gsm hattı üzerinden 11/01/2015 tarihinde cep telefonuna yükleyerek kullandığının tespit edildiği görülmüştür.

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 86802677-708.05-E.122715-3223 sayı ve 21/11/2016 tarihli yazısı ve eki olan bir adet CD’de yer alan sanık S. Y.’ya ait banka hesap hareketleri üzerinde mali bilirkişi Hükmü Y. tarafından 27/02/2017 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporu incelendiğinde, sanık S. Y.’ya ait A. BANKASI A.Ş. TR320020800025023767630001 numaralı hesabı üzerinden, 09.06.2014 tarihinde T.C. Ziraat Bankası Genel Mdr. Erzurum şubesindeki TR130001000112354323875005 numaralı hesabından perakende ödeme sistemi gönderme işlemleri ile 5.700,00 TL. 00100003951 PÖS referans numarasıyla kredi kartına EFT gönderdiğinin tespit edildiği, bunun haricinde şüphelinin bu hesap numarası üzerinden 17/25 Aralık sürecinden sonra para tranferi yaptığının tespit edildiği görülmüştür.

Sanık S. Y.’ya ait A. BANKASI A.Ş. Nin 53133487854662114 numaralı kredi kartını da 17/25 Aralık sürecinden sonra kullanmaya devam ettiğinin tespit edildiği görülmüştür.

Sanığın ikametinde ele geçirilen 1 adet Samsung GTE 1205T marka siyah renkli 35… İMEİ numaralı cep telefonu ve bu telefona takılı 1 adet vodafone marka 89900-29300-83868-6272 ibaresi bulunan sim kartın imajları alınmış olup üzerinde inceleme yapılması için Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmış, yazı cevabının gelmemesi üzerine mahkememiz 06/06/2017 tarihli celsesinde yargılamanın ulaştığı aşama söz konusu beklenen delillerin farklı dosyalardaki yazışmalardan anlaşıldığı üzere gönderilme imkanının bulunmaması, bu yöndeki yapılacak usulü işlemlerin muhakemenin uzamasına ve akamete uğramısına sebebiyet verebilecek nitelikte olması gözönünde alınarak takdiren beklenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmiştir.

Mezkur davada elde edilen deliller, iddia ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Öncelikle söz konusu suçlamanın asli konusunu teşkil eden Terör Örgütünün amaç ve stratejisi, ”Silahlı Terör Örgütü” olarak kabul ediliş gerekçeleri ve söz konusu örgüte dair olarak Devlet kabulü ve tepkisinin açıklanması cihetine gidilmiştir. Bu doğrultuda yapılan değerlendirmede;

1- ) FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Kuruluş, Amaç ve Stratejisi:

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü kurucusu olan Fetullah GÜLEN, 1958 yılından itibaren çeşitli illerde imam ve vaiz olarak çalışmış, 1970’li yıllara kadar Yeni Asya Grubu içerisinde yer alan Fetullah GÜLEN bu tarihten sonra İzmir Kestanepazarı Kuran Kursu’nda görev yaptığı dönemde çevresinde bulunan arkadaşları ile dini motifleri de kullanmak ( istismar etmek ) suretiyle örgütünün çekirdek kadrosunu oluşturarak müstakil hareket etmeye başlamış, faaliyetlerini daha ziyade 13-18 yaş grubundaki öğrenci ve genç kesim üzerinde yoğunlaştırarak, teyp/video kasetlerine çekilen vaaz ve konuşmaları, sohbet toplantıları ve özellikle yaz kamplarında görüşlerini ulaştırdığı sempatizan grubu ile kendi adı ile anılan örgütünü kurmuştur. Özellikle 1990’lı yılların başından itibaren yurt dışına da açılmaya başlayan yapı, zaman içerisinde hayatın doğal akışına aykırı şekilde dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösterir hale gelmiştir.Örgüt mensuplarının söz konusu örgütü “Hizmet Hareketi” olarak ifade ettikleri bilinmektedir.

1970’li yıllardan günümüze kadar uygulamış olduğu örgütlenme yöntemleri, taktik ve stratejiler bütüncül bir bakış açısıyla incelendiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını istismar ederek “Himmet” adı altında topladığı maddi kaynaklar ile yurt içi ve yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseselerinde kendi amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencileri, özetle insan kaynağını, ekonomik ve siyasi gücünü, örgüt ideolojisi doğrultusunda kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasal kurumlarında ( yasama, yürütme, yargı erklerini ) kadrolaşmayı ve aynı zamanda uluslararası platformlarda da etkin bir güç haline gelmeyi hedeflediği, Bu kapsamda örgütün; tabanında bulunan insanların dini duygularını kullanarak kaynak ve meşruiyet devşirmeye çalıştığı, öğrenci seçme ekipleri ile köy ve semtlerden topladığı gençleri, bünyesindeki vakıf, ışık evleri, okul ve dershaneleri marifetiyle ideolojisi doğrultusunda yetiştirerek insan gücü elde ettiği, Devlet modeline paralel bir örgütlenme ile gizlice başta siyaset, mülkiye, adliye, askeriye ve emniyet olmak üzere devletin tüm kılcal damarlarına sızdığı, yurt, okul, dershane ve ışık evlerinde, beyin yıkama metotları ile sorgulamayan, düşünmeyen, mutlak itaati esas alan yapıya bağlı insan tipi yetiştirdiği, dinler arası diyalog adı altında, diğer dinlerin temsilcileri ile görüşerek, kendisini İslam adına muhatap göstermeye çalıştığı, şirket birlikleri ve konfederasyonlar kurarak kendisine bağlı bir zenginler kulübü oluşturmaya ve böylelikle ulusal ve uluslararası ticarette söz sahibi olmaya çalıştığı, ÖSS, YDS, DGS, ALES, YÖS, ÜDS, KPDS, TUS, KPSS, askeri okullara giriş sınavı, polislik sınavı, hâkim adaylığı sınavı başta olmak üzere birçok sınav sorularını hukuka aykırı yollarla ele geçirerek, kendi mensuplarının eğitim kurumlarına veya kamu kurumlarına yerleştirilmesini sağladığı, ürettiği sahte belge ve delillerle,

Örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında adli ve idari soruşturmalar açılmasını sağlayarak bu kişilerin haksız şekilde Devlet kadrolarından tasfiye edilerek yerlerine kendi örgüt elemanlarının yerleştirilmesini sağladığı, bu gibi yöntem ve araçlarla örgütün nihai amacına ulaşmaya çalıştığı anlaşılmaktadır.

Fetullahçı Paralel Devlet Yapılanması, yıllarca devlet kurumları ve istihbarat birimlerinden gizlenmeye çalışmıştır. Gizlenmede mahir olan örgüt, terör eylemlerini icrada da gizliliğe büyük önem vermiştir.

Genellikle toplumu karıştıracak ve devleti hedef alan bir terör eylemini doğrudan planlayıp kendi üyeleriyle icra etmek bu örgütün yöntemi değildir.

Örgüt, eylemlerinde ya taşeron bir başka terör örgütünü kullanarak eylemini onun eliyle icra etmekte ya da örgüte bağlı devlet kurumlarında yerleştirdiği kamu görevlilerine ( gerçekte örgüt fedailerine ) kamu gücünü kullandırarak bir devlet göreviymiş görüntüsü altında eylemini icra ettirmektedir. Bu yöntemlerle örgüt hem deşifre olmamakta hem suçun sorumluluğunun doğrudan muhatabı haline gelmemekte hem de terör maksadını başarılı bir şekilde gizlemektedir. Devletin tepkisi ve toplumun desteğini kesmesinden çekinen FETÖ, eylemlerini gizlilik içinde kamu kurumlarındaki kadroları eliyle bir kamu hizmetini gerçekleştirme kılıfına büründürerek icra etmektedir. Ancak her terör örgütü gibi FETÖ de nihai hedefi elde etmek üzere 17.12.2013 günü harekete geçerek halen elinden gelen bütün gayreti gösterip doğrudan devleti hedef alan terör faaliyetlerini icra etmiştir. Bu faaliyetleri örgüt, önderinin açıklamaları ve basın yayın araçlarıyla üstlenmiş ve emriyle hareket edenlerin icra ettiğini kamuoyu önünde kabul ettiği görülmüştür.

2- )FETÖ/PDY Örgütü’nün Silahlı Örgüt Olarak Kabulü;

Silahlı örgüt, iki türde oluşturulmaktadır. Birinci tip silahlı örgütte, örgüt hukukun sınırları dışına çıkarak, kaçak yollardan silah temin edip üyelerini eğitip silahlandırarak bu silahlı güçlerle amacına ulaşmaya çalışmaktadır. Silahlar yabancı ülkeler veya örgütlerden ya da silah kaçakçılarından veya hukuka aykırı yöntemler kullanılarak -çalınarak, soygunla- temin edilmekte olup, genel itibariyle terör örgütlerinin asli silahlanma şeklinin bu tarzda olduğu bilinmektedir.

İkinci tip silahlı örgütler ise devletin silahlı kuvvetleri içinden bir grubun terör örgütünün amacına göre hareket etmesi ile ortaya çıkmaktadır. Bu durumda devletin meşru silahlı güçleri teröre hizmette bir araç haline getirilmektedir. Devletin silahla donattığı kuvvetler, kadrolar terör örgütüne bağlı olduğundan örgütün silahlı kanadını oluşturmaktadır. Darbeler ve sair tüm örgüt amacına yönelik yasa dışı eylemler genellikle gizli bir örgütün yürüttüğü faaliyetler sonucu devletin silahlı güçlerinin bir kısmının veya tamamının böyle bir örgütün emrinde hareket etmesi ile gerçekleşmektedir. Bu halde terör örgütü, başlangıçta silahlı değildir. Örgüt, devlet adına elinde silah bulunan kimseleri elde ederek veya yetiştirip oraya yerleştirmekte, daha sonra bu silahlı unsurları vasıtasıyla bütün devlet sistemini ele geçirip kullanmaktadır. Devletin silahlı güçlerini emri altına alarak devlete ait silahları terör amacı için elinde silah bulunduran kuvvetler kullanılmaktadır.

Silah kullanma eğitiminden geçirilen, silah ve zor kullanma yetkisine haiz ve silaha sahip örgüt mensubu personel, sahip olduğu silah ve zor kullanma yetkilerini FETÖ’deki hiyerarşik üstünden gelen emir doğrultusunda seferber etmeye hazır olacak şekilde bir ideolojik eğitimden geçirilmektedir. Bu durumu Fetullah Gülen, “hizmet insanı” başlığı altında Cemaate bağlı kişinin azimli, kararlı ve hizmete karşı itaatkâr her şeyin sorumluluğunu alması gereken, darbe yediğinde azmi bozulmayan, yüksek rütbelere geldiğinde kendi rütbesi değil de hizmetin rütbesini ön planda tutan, hizmet içerisinde yapacağı görevlerin zor olabileceğine inanan ve bütün varlığını cemaate adayan kişi olarak tanımlamaktadır. Bu doğrultuda Türkiye Cumhuriyetinin sosyal, ekonomik, askeri ve idari mekanizmasına yön veren bürokratik kadroların ele geçirilmesi ve yine ülke içerisinde etkin diğer tüm Ö.k kuruluşların ele geçirilmesi ile ekonomik alandaki rakip kuruluşların etkisiz hale getirilmesini amaçlamıştır.

Terör örgütünün gerçek yüzünün anlaşılarak Devletin bu yapıyla etkin bir mücadeleye başlaması sonrasında, mensuplarını yeni ihdas edilen kadrolara yerleştirmek bir yana, mevcut kadroları korumakta zorlanan, tasfiye sürecine giren, ekonomik ve siyasi yönden zayıflayan örgütün “mağdur edebiyatı” stratejisi üstüne kurulu algı yönetiminden de bir sonuç alamayacağını anlaması üzerine 15/07/2016 günü, başta İstanbul ve Ankara illeri olmak üzere ülkenin muhtelif yerlerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yuvalanan, aralarında generaller ve amirallerin de bulunduğu subay, astsubay, uzman er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler aracılığıyla, Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye yahut Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs ederek eyleme geçtiği, gerçekleştirmiş olduğu bu eylem ile de ( FETÖ/PDY ) Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının Silahlı örgüt vasfını kazandığı değerlendirilmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere 15 Temmuz darbe girişiminin amaç ve tüm gerçekleşme biçiminden açık ve kati şekilde anlaşıldığı üzere söz konusu terör örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu hususunda tereddütsüz hukuki ve fiili bir zaruret olduğu görülmektedir.

3- )FETÖ/PDY Terör Örgütüne Karşı Devlet Refleksi ve Açık Terör Örgütü Kabulü:

Devletin kamu idareleri ve anayasal kuruluşları da bu yapının niteliğiyle ilgili çalışmalar yaparak görüşler ortaya koymuştur.

Milli Güvenlik Kurulu:

Bunlardan biri anayasal bir kuruluş olan ve devletin iç ve dış güvenliğini değerlendirip hükümete tavsiye niteliğinde kararını bildiren Milli Güvenlik Kuruludur. Bu kurul paralel yapının niteliğini basın yayın aracılığı ile kamuoyuna duyurmuştur. Fetullah Gülen tarafından kurulup imamlar üzerinden yönetilen örgütün faaliyetleri ile ilgili Milli Güvenlik Kurulu çeşitli tarihlerde kararlar almıştır.

MGK’nın 26.02.2015 tarihli toplantısının kamuoyuna açıklanan metninde paralel devlet yapılanması ve legal görünüm altında faaliyet gösteren illegal oluşumlara karşı ulusal ve uluslararası çalışmalar hakkında genel kurula bilgi sunulduğu, 29.04.2015 tarihli MGK toplantısında milli güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması ve illegal oluşumlara karşı yürütülen mücadele hakkında tafsilatlı bilgi arz edildiği ve mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğinin vurgulandığı, 29.06.2015 tarihli MGK toplantısında milli güvenliğimizi tehdit eden başta paralel devlet yapılanması olmak üzere tüm yasadışı oluşumlara karşı yürütülen mücadeleye kararlılıkla devam edileceği, 02.09.2015 tarihli MGK toplantısı sonuç bildirisinde paralel devlet yapılanması ile yurt içinde ve yurt dışında illegal ekonomik boyutu da dahil olmak üzere sürdürülmekte olan mücadelenin kararlılıkla devam ettirileceği, 21.10.2015 tarihli MGK toplantısında “milli güvenliğimizi tehdit eden terör örgütleri ile iş birliği içerisinde hareket eden paralel devlet yapılanmasına karşı” yürütülen kararlı mücadelenin çok yönlü sürdürüleceği, 18.12.2015 tarihli MGK toplantısında paralel devlet yapılanmasına yurt içinde ve yurt dışında sürdürülmekte olan mücadelenin kararlılıkla devam ettirileceği, 27.01.2016 tarihli MGK toplantısında milli güvenliğimize yönelik iç ve dış tehditler ile bölücü terör örgütüne, paralel devlet yapılanmasına ve Deaş’a karşı yurt içinde ve yurt dışında sürdürülen mücadelenin etraflıca değerlendirildiği, 24.03.2016 tarihli MGK toplantısında milli güvenliğimize yönelen iç ve dış tehditler ile terör ve teröristle mücadele çalışmalarının değerlendirildiği, paralel devlet yapılanmasına karşı alınan tedbirlerin uygulanması üzerinde durulduğu, son olarak 26.05.2016 tarihli MGK toplantısında vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği ile kamu düzenini sağlanması amacıyla yürütülen faaliyetler, terör ve teröristle mücadelede gelinen aşama, “milli güvenliğimizi tehdit eden ve bir terör örgütü olan paralel devlet yapılanmasına karşı alınan tedbirlerin” görüşüldüğü ifade edilmiştir. MGK toplantılarında paralel devlet yapılanması, milli güvenliği tehdit eden bir oluşum olarak görülüp 26.05.2016 tarihli toplantıda “milli güvenliği tehdit eden bir terör örgütü” olarak tanımlanmış ve Milli Güvenlik Kurulu ( MGK ) toplantısında güncellenen Kırmızı Kitap’ta Paralel Devlet Yapılanması’nın ( PDY ), Kırmızı Kitap olarak da bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne tehdit olarak işlenmesi için tavsiye kararı alınmıştır.

Bu karar ile FETÖ/PDY “Ulusal güvenliği tehdit eden legal görünümlü illegal Yapı” tanımlamasıyla Kırmızı Kitap’a resmen girmiş olup, Paralel Yapı ile ilgili hukuki mücadelenin çerçevesi belirlenmiştir.

Sanık Savunmasının Değerlendirilmesi;

Sanık S. Y. mahkememizce tespit edilen savunmasında üzerine atılı bulunan suçlamayı inkar ettiği, bütünsel inkara dayalı savunmada bulunduğu görülmüştür.

Sanık savunma içeriğinde özetle, atılı suçlamaların hiç birini kabul etmediğini, 13 yıllık meslek hayatında başarılı olduğunu ve hiç bir usulsüz veya yasa dışı olayda yer almadığını, Bank Asya sadece 2010 yılında bir kredi çekmek için başvurduğu bir banka olup devamında kredi kartını kullandığı ve borcunu kapatamadığı için kullanmaya devam ettiği bir banka olduğunu, bunun dışında diğer bankalardan da kredi çektiğini ve o bankaların hesaplarını kullandığını, Bank Asya’nın özel bir sebebi olmadığını, Aktif Sen’den önce Eğitim Bir Sen üyeliği olduğunu, Aktif Sen’e sadece 2 yıl üye olduğunu ve yine sağlayacağını ifade ettiği avantajlar sebebiyle üye olduğunu, bunun da özel bir sebebi bulunmadığını, devletin izni ile kurulmuş yasal bir sendika olduğunu, Bylock programını ise kabul etmediğini, kendisinin kurmadığını ve kullanmadığını, arkadaş ortamında wifi sürekli açık olduğunu ve paylaşımda olduğunu, buradan böyle bir şey olabileceğini tahmin ettiğini beyan ederek savunmalarda bulunmuştur.

Sanık S. Y.’nın ”Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan yargılamasının temeli olan kamu davası dayanağı iddianame içeriğinde belirtilen mevcut suç konusu eylemler başlık halinde değerlendirildiğinde;

1- )Sanığın FETÖ/PDY terör örgünün gizli mesajlaşma programı olan BY-LOCK isimli programı kullanmak,

2- )Örgütün finans kaynağı olan Aysa Katılım Bankasına düzenli para transferi yapmak,

3- )Örgüte müzahir Aktif-Eğitim Sen. Sendikasına üye olmak,

Şeklinde oluşan eylemleri gerçekleştirdiği bu itibarla atılı suç ile cezalandırılmasının talep edildiği görülmektedir.

Yukarıda açıklandığı üzere ayrı başlıklar halinde belirtilen suç teşkil eden eylemlerin konu ve niteliği dikkate alındığında bu eylemlerin özünü oluşturan konu başlıklarının ana hatlarıyla ayrı ayrı açıklanması, Silahlı Terör Örgütü ile maddi bağlantısının belirtilmesi, mevcut eylemin neden ve ne şekilde suç teşkil eden eylemin açık ve kuvvetli bir emaresi sayıldığının, esaslı bir delil kabul ve itibar edilmesinin sebebinin zaruri gerekliliği karşısında söz konusu aleyhe ileri sürülen bu başlıkların ayrıntılı şekilde ortaya konularak değerlendirilmesi cihetine gidilmiştir.

Bu değerlendirme doğrultusunda;

1- )BY-LOCK Programı Açısından Yapılan Değerlendirmede; Ankara C. Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu’nca tüm İl Başsavcılıklarına göndermiş olduğu T.C. Başbakanlık Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının 09/12/2016 tarih 2016/104109 numaralı Bylock Uygulaması Teknik Raporu başlıklı Teknik Bilirkişi inceleme raporunun tetkikinde söz konusu mesaj uygulamasının G. bir kripto sistemi ile internet bağlantısı üzerinden erişim sağlanmak suretiyle gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayanan bir tasarıma sahip olması, uygulamanın akıllı telefonlara yüklendikten sonra kullanılabilmesi için kullanıcı adı ve şifrenin akabinde cihaz üzerinde rastgele oluşturulan kullanıcıya özel G. bir kripto grafik şifrenin belirlenmesi, bu bilginin uygulama sunucusuna kriptolu olarak iletilmesi işlemlerinin yapılması gerektiği, bu şekilde kullanıcı bilgilerinin ve iletişiminin azami şekilde güvenliğinin sağlanması amacının güdüldüğü, iki kullanıcının haberleşmesi için her iki tarafın çoğunlukla yüz yüze veya bir aracı vasıtasıyla temin edilen kullanıcı adlarının eklenmesinin gerektiği, ancak bundan sonra her iki kullanıcının birbirini eklemesi akabinde mesajlaşmanın başlayabileceği, gerçekleştirilen haberleşmenin cihaz üzerinde belirli sürelerde manuel bir işleme gerek duyulmaksızın otomatik olarak silindiği ve olası bir adli işlem neticesinde cihaza el konulması durumunda dahi kullanıcı listesindeki kişilere ve haberleşmelere dair geçmiş verilere erişime engelleyecek şekilde sistemin kurgulandığının açıklandığı görülmüştür. Rapor içeriğinde ByLock uygulamasının, tersine mühendislik, kripto analiz, ağ davranış analizi ve bağlantı kurulan sunucular tarafından cevap veren kodlar da dahil olmak üzere detaylarına uzanan teknik çalışmalar sonucunda , aşağıda yer verilen sonuç ve değerlendirmelere ulaşıldığı anlaşılmıştır.

1- )ByLock uygulamasının, G. bir kripto sistemiyle internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak üzere, gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayanan bir tasarıma sahip olduğu görülmüştür.

2- )Uygulamayı geliştiren ve kullanıma sunan şahsın,

Daha önce yaptığı işlere dair referanslarının bulunmadığı,

Sektördeki geçmişinin belirsizlik arz ettiği,

Erişilebilir iletişim bilgilerinin bulunmadığı,

Gerçekleştirilen iş ve işlemlere ( sunucu ve IP kiralama ) ait ödemelerin anonimlik içeren yöntemlerle ( Paysera ) gerçekleştirildiği,

Kullanıcı sayısını artırmayı ve ticari değer haline gelmeyi hedeflemediği,

Uygulamanın tanıtılmasına yönelik girişimlerin bulunmadığı tespit edilmiştir.

Diğer taraftan, uygulamanın Litvanya’da sunucu kiralanmak suretiyle kullanıma sunulması ve kiralama bedellerinin ise “Paysera” adlı anonimlik sağlayan ödeme sistemiyle gerçekleştirilmiş olması, bu girişimin kurumsal ve ticari mahiyetinin bulunmadığını teyit ettiği belirlemiştir.

Kaldı ki,

Uygulamaya ait kaynak kodları içerisinde bir takım “Türkçe” ifadelerin yer alması,

Kullanıcı adlarının, grup isimlerinin ve çözümlenen şifrelerin büyük çoğunluğunun Türkçe ifadelerden oluşması,

Çözümlenen içeriklerin neredeyse tamamının Türkçe olması,

Uygulama sunucusu yöneticisinin, Ortadoğu IP adreslerinden uygulamaya erişimi engellediğini belirtmesine rağmen, gerçekleştirilen engellemelerin tamamına yakının Türkiye IP adreslerine yönelik olması,

Türkiye’den erişim sağlayan kullanıcılara ait kimlik bilgilerinin ve iletişimin gizlenmesini sağlamak amacıyla kullanıcıların uygulamaya erişimini, VPN vasıtasıyla gerçekleştirilmesine zorlanması,

Bunun yanı sıra, ByLock’a dair “Google” üzerinden gerçekleştirilen aramaların neredeyse tamamının Türkiye’deki kullanıcılar tarafından gerçekleştirilmesi ve uygulamaya Türkiye IP adreslerinden erişimin engellendiği tarih itibariyle uygulamaya yönelik “Google” aramalarında büyük bir artış olması,

Ayrıca, ByLock’la ilişkili internet kaynaklı yayınların ( sosyal medya, web siteleri vb. ), çoğunlukla sahte hesaplar üzerinden FETÖ/PDY lehine paylaşımlarda bulunulması,

İki yüz bini aşkın kullanıcı kitlesine sahip ByLock’un “15 Temmuz Darbe Girişimi” öncesinde ne Türk kamuoyu ne de yabancılar tarafından bilinmemesi/tanınmaması

hususları birlikte değerlendirildiğinde, anılan uygulamanın global bir uygulama maskesi altında. FETÖ/PDY mensuplarının kullanımına sunulduğu yönünde kanaate varıldığı,

3- ) Uygulamanın akıllı telefonlara yüklendikten sonra kullanılabilmesi için kullanıcı adı/kodu ve parolanın, akabinde cihaz üzerinde rastgele el hareketleriyle oluşturulan kullanıcıya özel G. bir kriptografık şifrenin belirlenmesi ve bu bilgilerin uygulama sunucusuna kriptolu olarak iletilmesi işlemleriyle, kullanıcı bilgilerinin ve iletişimin güvenliğinin azami şekilde korunmasının amaçlandığı,

Diğer taraftan, kullanıcı hesabı oluşturulması sırasında kişiye ait özel bir bilginin ( telefon numarası, kimlik numarası, e-posta adresi vb. ) talep edilmemesi, global ve ticari benzer uygulamalarda olduğu şekilde kullanıcı hesabını doğrulamaya yönelik bir işleyişin ( sms şifre doğrulaması, eposta doğrulaması vb. ) bulunmamasının esaslı sebebinin, anonimliğin sağlanması ve kullanıcı tespitini zorlaştıracak önlemlerin kurgulanmasından kaynaklandığının değerlendiriliği,

4- ) Uygulama geliştiricisinin, otorite imzalı SSL sertifikası kullanmadığı, kendi oluşturduğu bir SSL sertifikasını kullandığı tespit edilmiştir. Ancak global ve ticari anlık mesajlaşma uygulamalarının “otorite imzalı SSL sertifikası” kullandığı, bununla kullanıcı bilgilerinin ve iletişim güvenliğinin sorumluluğunu ücreti mukabilinde bu otoriteye bıraktığı bilinmektedir. ByLock uygulamasında ise, uygulama geliştiricisinin, kullanıcılara ait bir takım bilgilerin sertifika otoritesine gitmesini istememesi sebebiyle “otorite imzalı SSL sertifıkası tercih etmediği değerlendirilmektedir. Uygulama geliştiricisinin sistem, işleyiş, kullanıcı güvenliği bakımından aldığı diğer önlemler de nazara alındığında, kullanıcılara ait haberleşme trafiğinin kendi uygulama sunucusu harici bir noktaya akışını engelleyen ilave bir önlem olarak tasarladığının görüldüğü,

5- ) Uygulamaya kayıt işleminin, sistemde kayıtlı kullanıcılarla iletişim kurmak için yetkili olmaması, iki kullanıcının haberleşmesi için her iki tarafın, çoğunlukla yüz yüze veya bir aracı ( kurye, mevcut ByLock kullanıcısı üzerinden vb. ) vasıtasıyla temin edilen kullanıcı adlarının/kodlarının eklemesinin gerekmesi; mesajlaşmanın, her iki kullanıcının da birbirini eklemesinden sonra başlatılabilmesi sebebiyle haberleşmenin, sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde gerçekleştirilmesine imkan verecek şekilde kurgulandığı,

6- ) Uygulama üzerinden sesli arama, yazılı mesajlaşma, e-posta iletimi ve dosya transferi gerçekleştirilebilmektedir. Bununla, kullanıcıların örgütsel mahiyetteki haberleşme ihtiyaçlarının, başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duyulmadan gerçekleştirildiği ve tüm iletişim sunucu üzerinden geçtiğinden oluşturulan grupların ve haberleşme içeriklerinin uygulama yöneticisinin denetim ve kontrollerinde olmasını sağladığı,

7- ) Gerçekleştirilen haberleşmenin, cihaz üzerinden belirli sürelerde manuel isleme gerek duymaksızın otomatik olarak silinmesi, kullanıcıların, haberleşme güvenliği bakımından silmeleri gereken verileri silmeyi unutsa dahi sistemin gerekli tedbirleri alacak şekilde tasarlandığını göstermektedir.

Böylece ByLock uygulamasının, olası bir adli işlem neticesinde cihaza el konulması durumunda dahi uygulamada ver alan kullanıcı listesindeki diğer kullanıcılara ve uygulamadaki haberleşmelere dair geçmiş verilere erişimi engelleyecek şekilde kurgulandığı, ayrıca uygulamaya ait sunucu ve iletişim verilerinin, uygulama veri tabanında kriptolu olarak saklanmasının, kullanıcı tespitinin önlenmesi ve haberleşme güvenliği için alınan ilave güvenlik tedbiri mahiyetinde olduğu,

8- ) Kullanıcıların kendilerini gizlemek amacıyla;

Çok uzun haneli parola belirlediği, örneğin çözümü tamamlanan veriler arasında 38 haneye varan parolaların yer aldığı ve çözümü tamamlanan parolaların yarısından fazlasının 9 hane ve üzerinde karakter içerdiği,

Belirli bir tarihten sonra uygulamanın Android Market veya Apple AppStore’dan indirilmesi yerine, kullanıcıların cihazlarına manuel olarak yüklendiği,

Uygulamaya kayıt esnasında gerçek isimlerin “Kullanıcı Adı” olarak belirlenmediği,

Haberleşme içeriklerinde ve uygulamadaki arkadaş listelerinde kişilerin gerçek bilgileri yerine örgüt içerisindeki kod adlarına yer verildiği görülmüştür. Elde edilen ve çözümleme işlemleri tamamlanan mesajlasma içeriklerinin tamamına yakınının FETÖ/PDY unsurlarına ait örgütsel temas ve faaliyetleri içerdiği ve örgüte ait jargonla örtüştüğü,

9- ) FETÖ/PDY unsurlarınca gerçekleştirilen 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimi sonrasında adli kontrol işlemlerine ( gözaltı, tutuklama, yakalama vb. ) tabi tutulan örgüt mensuplarının ifadelerinden, 2014 yılının başlangıcında FETÖ/PDY örgüt üyeleri tarafından örgütsel haberleşme aracı olarak kullanıldığı anlaşıldığının teknik analiz sonucu ortaya konulduğu görülmektedir.

Program üzerinde yapılan incelemelere göre giriş şifresi oluşturulduktan sonra sisteme Türkiye haricinden başka bir ülkenin Server ( Sörvır )’ı üzerinden bağlantı sağlanabilmekte, Bylock üzerinden gönderilen mesajlar, mesajı gönderdikten sonra alıcı tarafından silinmemiş ise 24 saat içerisinde mesaj sistem tarafından otomatik olarak silinmekte, ancak gönderici mesajı gönderdikten sonra mesajı telefonundan silerse, alıcı mesajı okuduktan sonra sistem mesajı otomatik olarak silmekte, Bylock içerisinde gelen mesajlardan telefonların özelliklerine göre ekran görüntüsü kopyası alınabildiği anlaşılmaktadır.

Bylock programının kulanılmaya başlanmasının bir isim ve bir adres belirlemeyle gerçekleşmesi, bu adresin hotmail, gmail veya yahoo gibi bir adres olmamakla birlikte kısa bir isim ve rumuz olarak belirledikten sonra bir rakam, bir harf ve bir karakter kombinasyonundan oluşan en az 8 karakterli bir şifre oluşturulmasını gerektirmesi, şifre oluşturulduktan sonra sisteme Türkiye haricinden başka bir ülkenin serverı üzerinden bağlantının sağlandığı, Bylock üzerinden gönderilen mesajların mesajı gönderdikten sonra alıcı tarafından silinmemiş ise 24 saat içerisinde sistem tarafından otomatik olarak silindiği, yine gönderici mesajı gönderdikten sonra mesajı telefonundan silerse, alıcı mesajı okuduktan sonra sistemin mesajı otomatik olarak sildiği, Bylock üzerinden gelen mesajlardan telefonların özelliklerine göre ekran görüntüsü kopyası alınabildiği, Bylock ana sayfada bir kişi bir başka kişiyi eklemediği sürece birbirleri ile mesajlaşamadığı, bu sistem üzerinde grup kurma özelliği mevcut bulunmadığı, birbirlerini ekleyen kişilerin sadece dm ( direkt mesaj ) şeklinde görüşme yapabildiği tespit edilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında By- Lock paylaşımlarının kripto özelliği ile başkalarının erişimini engelleyen bir akıllı telefon uygulaması olup herkesin kullanabileceği bir program olmadığı, programın en önemli özelliğinin sadece tarafların kullanıcı adlarını bilmesi ve karşıdan gelen onay kodunu girmesiyle çalışması bu doğrultuda aslen bir mesajlaşma programının özünü teşkil eden herkesle haberleşme imkanının kullanıcıya sağlanmasının bütünüyle kısıtlanarak sadece belli kişilerle haberleşme imkanı sağlanması haberleşecek kişininde bu durumu hem bilmesi hemde izin vermesi gerekliliğinin genel itibariyle kullanılan tüm mesajlaşma programlarının asli amacına aykırı olması, kullanıcının kendi rehberinden kişilerle dahi bu program üzerinden görüşme yapamayacağı dahi dikkate alındığında kullanıcının görüşmek istediği karşı tarafında dahi izin verip vermemek suretiyle kullanıcının mesajlaşma istediği üzerinde tasarruf hakkı sahibi olduğu görülmektedir. Söz konusu amaca hizmet eden ve bu şekilde bir kullanım sistemine sahip olan bilinen bir programın olmadığı görülmektedir.

Kısa sürede 1 milyona yakın kullanıcıya hizmet verdiği söylenen bir uygulamanın, kişisel çabayla sürdürülmesi ve finanse edilmesi, bu işin doğasına aykırı olup, normal şartlarda Bylock’un bu alanda hizmet veren bir şirket tarafından satın alınması veya yatırımcı alarak büyüme yoluna gitmesi beklenirken, uygulama mağazalarından çekilmiş olması ve hiçbir reklam almaması tamamı ticari amaçla yapılmış tip programların üretim gayesinin bütünüyle dışında bir davranış tipi olarak görülmüş olup, hiçbir uygulama programı için gösterilmeyen bu tutum ve davranış biçiminin sadece kullanıcıların iyiliği için gerçekleştirilmiş olduğunu kabul etmek mümkün görülmemiş, herhangi bir mantıklı bir izahı olmayan bu tutumun programın sıradışı ve dikkat çekecek şekilde açıkça özel bir kitleye hitap etme yönündeki gayeye işaret ettiği kanaatine varılmış olup ayrıca hakkında terör örgütü üyeliği suçlaması yapılan kişiler dışında kalan kitlenin söz konusu programdan tabiri caizse neredeyse habersiz olması bütünüyle manidar görülmüştür.

Bylock programınının appstore ve google play gibi kamuya açık mobil uygulama mağazalarında bulunmadığı, ancak telefona dışarıdan flaş bellekle yüklenebildiği bilgisi doğrultusunda programın tercih edilmesinin nedeninin başlıca nedeninin ise “sanal ağ bağlantısı sağlayan vpn programlarıyla çalışan yapısı nedeniyle, görüşmelerin yurt dışı serverler üzerinden yapılmasını sağlaması, bunun da örgüte istihbarat çalışmalarına takılmama imkanı vermesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

2010 KPSS soruşturmasında 100 ve üzeri soruya doğru cevap veren 3 bin 227 şüpheliden 700’ünün aktif şekilde bylock programı kullandığı tespit edilmesi dikkate alındığında söz konusu programın özellikle illegal bir amaç doğrultusunda hareket eden kitle tarafında kullanıldığı ayrıca tesadüf ile açıklanamayacak şekilde yine söz konusu terör örgütünün yasa dışı bir sınav manipülasyonunda kullanılması açık bir biçimde söz konusu programın örgüt mensuplarının kullanımına hasredildiği kamuoyuna yansıyan bilgiler doğrultusunda anlaşılmaktadır.

Yukarıda izah edilen durum ve maddi tespitlerin hepsi birlikte değerlendirildiğinde, ByLock uygulamasının, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulduğu bu meyanda söz konusu programı kullanan kişilerin herhangi bir tereddüte yer vermeyecek şekilde terör örgütü mensubu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

2- )Asya Katılım Bankası Hakkında Yapılan Değerlendirmede; 17-25 Aralık sürecinden sonra Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Hükümet tarafından söz konusu bankanın FETÖ/PDY Terör Örgütünün kasası konumunda bulunduğu, örgütün maddi finansmanını sağladığı Fetullahçı Terör Örgütü’nün ( FETÖ ) suç gelirleri aklama vazifesi gördüğünü, gerçek anlamda bankacılık amaç ve faaliyetlerinden uzak ve aykırı biçimde hareket edildiği hususundaki açıklamalar, bunu müteakiben THY başta olmak üzere söz konusu bankada mevduatı bulunan devlete doğrudan veya dolaylı bağlı tüm kurumların söz konusu bankadan tüm maddi birikimlerinin çekildiği dikkate alındığında öncelikle olağan ve normal olarak ayrıca bankacılık ve ekonomik sektörün oldukça hassas ve kırılgan olduğu gözetildiğinde tüm mudilerin maddi zarar görmemek ve kayba uğrama riskini engellemek amacıyla aynen devlet kurumlarının yaptığı gibi bankada mevcut hesaplarını çekmeleri başka değerlendirme kaynak ve kurumlarına aktarmaları var olan hesaplarını kapatmaları ve yeni hesap açmamaları standart bir yatırımcı için her türlü izahtan varestedir.

Buna karşın FETÖ/PDY terör örgütü elebaşısı Fethullah Gülen tarafından 2013 Aralık sonu ve 2014 Ocak başları sırasında yapılan kendisi tarafından ”Bank Asya Okçular Tepesidir Terk Etmeyin” şeklindeki çağrısı akabinde görülmemiş biçimde ve yukarda ifade edildiği üzere standart bir yatırımcıyı korkutacak ve uzak durmasını gerektirecek bu bankaya olağanüstü şekilde para yatırımı ve hesap açma işlemlerinin başladığı, 30 Ocak 2014 tarihinde 6 bin hesap açılmak suretiyle hesap açılış rekorunun kırıldığı, 01/12/2013 ile 30/06/2014 tarihleri arasında tarihte görülmemiş şekilde 400 bin banka hesabının açıldığı, söz konusu bu hesapların açılış ve para yatırmanın 29/05/2015 tarihine kadar devam ettiği, bu tarihin söz konusu bankanın TMSF’ye devir tarihi olup inanılmayacak şekilde bir anda hesap açma ve para yatırma işlerinin kesildiği dikkate alındığında belirtilen tarih aralığında devlet tarafından desteklenmeyen ve tamamen riskli konuma gelen bir bankaya açılan – ki 30 Ekim 2014’te MGK kararı ile resmen düşman edilen bir örgütün bankasına hem de batan bir bankaya yüklü para yatırmayı ticari olarak düşünüldüğünde hiç kimse batan bir bankaya birikimini yatırmayacağı için – söz konusu hesaplarda FETÖ/PDY terör örgütünün liderinin talimatının etken olduğu bu talimata riayet eden ve kendisini ve maddi varlığını riske atarak işlem yapan kişilerin ise bu talimatı ısrarla yerine getirme husundaki ortaya koydukları irade doğrultusunda doğrudan doğruya terör örgütünü destekleyen kişiler konumunda oldukları neticesine ulaşılmıştır.

17-25 Aralık sürecinde Bank Asya’nın gerçek yüzünü görüp bu tarihten sonra burada işlem yapmayanlar, herhangi bir destek amaçlı banka işlemi yapmayanların farklı farklı bir konumda olup geçmişten devam edegelen hesap işlemlerinin herhangi bir değişiklik veya artırıma gitmeksizin kişisel veya ekonomik sebeplerle devam ettirmeleri hukuki olarak makul görülerek özel bir suça işaret eden delil olarak kabul edilmemiştir. Buna karşın Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yetkililer tarafından o dönemde Bank Asya’nın FETÖ’nün maddi gücü, para kasası olduğunu belirtmesinden sonra kamuoyunu Bank Asya’nın gerçek sahiplerini tanımış ve amacını anlamış olması, karşısında tüm bunlara rağmen ve karşın Bank Asya’ya FETÖ talimatı ile 7 ayda 400 bin hesap açtıkları ve para yatıranların  Bank Asya’yı ayakta tutmak için hareket ettiği husunda kanaate ulaşılmıştır.

Emniyetin ve BDDK’nın yaptığı incelemelerde, Pensilvanya’nın talimatıyla Bank Asya’da toplam 192 bin yeni hesap açıldığının tespit edilmesi, 197 bin hesap sahibinden 101 bini hesabını korurken, 58 bini hesabını yeniden faal hale getirip ve artırırken yapılan tespitlerde 38 bin kişinin ise ilk defa 17/25 Aralık’tan sonra Bank Asya’da katılım hesabı açtığı ortaya çıkması, daha önce ‘bankanın kapısından dahi geçmemiş’ bu 38 bin yeni hesap sahibinin yaklaşık 12 bininin ev hanımı. 6 bin yeni hesap sahibinin ise üniversitelerde öğrenci olması Yeni hesap açanlar arasında ise 3 bin yeni hesap sahibinin bir kısmının kamuda, bir kısmının da FETÖ’nün dershanelerinde öğretmenlik yapanlardan oluştuğu tespit edilmesi ise tesadüf ile izah edilemeyecek bir maddi vaka olarak görülmüştür.

Bu kişilere 17/25 Aralık’tan sonraki dönemde hesap açtırılmasının altında yatan planın ise bankaya el koyulması halinde, ‘öğrencinin, ev hanımının hesaplarına el koyuldu’ denilerek ‘mağdur edebiyatı’na zemin hazırlanmasının amaçlandığı raporlara yansıması, raporlarda yer alan tespitlerde söz konusu 38 bin hesabın organize şekilde bankaya yönlendirildiği belirlenmesi, yine 58 bin mudinin hesaplarını faal hale getirmeleri ve hesap miktarını artırmalarının da aynı organizasyonla gerçekleştiği tespiti yapılması yine organize bir hareketin açık birer işareti olarak görülmüştür.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu, Fetullahçı Terör Örgütü’nün ( FETÖ ) suç gelirleri aklama üssüne dönüşen Bank Asya’da yaptırdığı incelemelerde örgütün her kesimden para topladığı, özellikle örgüt liderinin çağrısından sonra bankada biriken paranın rekor artış gösterdiği, FETÖ’nün bir talimatı ile 4.7 milyar lira getiren 89 bin 797 memur belirlendiği anlaşılmıştır. Söz konusu raporda, 17-25 Aralık kumpasının ardından Bank Asya’dan 100 bin kişinin hesabını kapatarak paralarını çektiği, buna karşın FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in talimatı üzerine Bank Asya’yı kurtarmak için özel bir organizasyon kurulduğu belirtilerek 2 gün içinde bankada 197 bin yeni hesap açılarak milyonlarca lira yatırıldığı tespit edilmiştir.

TMSF, 29 Mayıs 2015’te Bank Asya’ya el koyduğunda banka hesapları üzerinde yapılan incelemede örgütün himmet paralarını akademisyenler üzerinden bankaya aktardığı tespit edildi. Bankada 1 milyon TL ve üzeri şüpheli hesaplara yönelik yapılan incelemede, çoğunun akademisyen veya akademisyen eşi olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

15 Temmuz darbe girişiminin ardındaki kilit isim olan firari FETÖ’nün imamı Adil Öksüz ve ailesinin de Bank Asya’da milyonluk hesaplarının mevcut olduğu,  Sakarya Üniversitesi’nde öğretim üyesi kadrosunda bulunan Öksüz’ün, 17-25 Aralık kumpasının ardından kendisi ve yakınları için bir gecede Bank Asya’ya 4 milyon lira yatırdığı, medya organlarına yansımış ve herhangi bir şekilde yalanlanmamıştır.

Yukarıda açıklandığı üzere öncelikle Bank Asya’ya belirtilen tarihlerden önce kişisel veya ekonomik herhangi bir sebeple para yatırmış kredi çekmiş veya hesap açmış kimselerin bu hareketleri herhangi bir terör örgütü faaliyeti veya suç teşkil eden bir fiil olarak değerlendirilmemiş, bu kişilerin belirtilen tarihlerden önce safiyane ve herhangi bir konudan bilgi sahibi olmaksızın salt bankacılık faaliyetlerinde ibaret işlemlerinden dolayı sorumlu oldukları yönünde hakkaniyet ve hukuktan uzak bir kabule gidilmemiş bu kişilerin fiilleri ayrık tutulmuştur. Bu karşın özellikle devletin anılan bankaya karşı açık tavır almasından, hemen akabinde gerçekleşen örgüt liderinin çağrısından sonra olağan bankacılık hareketlerinin sayı ve meblağın çok üzerinde para yatırma işlemlerinde doğrudan doğruya terör örgütüne destek amacı güttükleri kanaatine varılmıştır. Bununla beraber bir bankanın TMSF’ye devrini engelleyen kriterler arasına ayrıca söz konusu bankanın işlem hacminin yüksek olması ve içeriği düşük veya tamamen boş olmasına rağmen çok fazla mevduat hesabının bulunmasının olması dikkate alındığında yukarda belirtilen ve kriter alınan tarihler arasında olağan bankacılık faaliyetlerinin dışına çıkacak ve mantıklı gerekçelerle açıklanamayacak biçimde yeni hesaplar açmak ve geçmişe nazaran gerçekleşmemiş şekilde farklı ve çok bankacılık işlemleri yapmak şeklinde tezahür eden fiillerde bankaya para yatırma yönünde aynı amaca hizmet eden eylemler olarak kabul edilmiş bu doğrultuda açıklanan fiili durum söz konusu işlemleri geçekleştirenlerin yine terör örgütüne maddi ve manevi destekte bulundukları yönünde kuvvetli bir delil olarak itibara şayan kabul edilmiştir.

3- )Aktif Eğitim – Sen Sendikası Hakkında Yapılan Değerlendirmede; Öncelikle söz konusu sendikanın devlet kontrolü ve denetiminde olan faaliyetlerini bu amaç ve genel ilkeler çerçevesinde sürdürdüğü yönünde kurulduğu hususunda herhangi bir tereddüt olmamasına karşı söz konusu sendikanın ilerleyen süreç içerisinde özellikle FETÖ/PDY yandaşları tarafından üye ve yönetici olmak suretiyle desteklenen bir konum ve hüviyete ulaşması, bu hususun devlet tarafından tespiti ile OHAL kapsamında çıkarılmış bulunan ilk KHK ile adı geçen sendikanın kapatılmış bulunması karşında söz konusu sendikanın yaklaşık 30 bin üyesinin bulunması, üye olan her kişinin doğrudan doğruya terör örgütü üyesi olduğu yönünde bir kabule gidilmesinin hukuken herhangi bir izahının olmamasıyla ve bu yönde bir kabule de gidilmemesine rağmen özellikle yine devlet tarafından söz konusu terör örgütünün 2014 Mayıs ayı itibariyle MGK tarafından legal görünümlü illegal bir yapı olarak kabul edilmesi karşısında belirtilen bu tarihten sonra ısrarla üyeliğini devam ettirenler, yeni üye olanlar ve darbe tarihine karar kesintisiz üyeliklerini sürdürenler söz konusu sendikanın özellikle yönetiminde yer alanlar ve devamlılık arzetmek suretiyle sendikal faaliyetlere katılanlar ve icra edenler mahkememizce kati bir şekilde terör örgütü üyesi olarak kabul edilmemekle birlikte diğer delillerinde desteklemesi halinde mevcut üyelik durumu mahkememizce suçlamayı doğrulamaya yönelik müspet bir karine olarak kabul edilmiştir.

Yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda hakkında işlem yapılan sanık S. Y.’nın Silahlı Terör Örgütü ile işbirliği içerisinde hareket ettiği, üyesi olduğu veya yardımda bulunduğu iddiasına dair olarak yapılan yargılama ve sanık hakkında yapılan incelemeler neticesinde Erzurum KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02/11/2016 ve 08/02/2017 tarihli araştırma tutanakları ile sanığın 0532 633 11 19 numaralı telefon üzerinden yukarda belirtilen özelleştirilmiş ve özgülenmiş Bylock isimli gizli iletişim programını kullandığı, bununla beraber ayrıca sanığın 2014 yılı Nisan ayı ile 2015 yılı Temmuz ayı arasında Akif Eğitim Sen üyesi olduğu, Bankasya hesabı üzerinden, 09.06.2014 tarihinde T.C. Ziraat Bankası Genel Md. Erzurum şubesindeki hesabından perakende ödeme sistemi gönderme işlemleri ile 5.700,00 TL. kredi kartına EFT gönderdiğinin tespit edildiği, bunun haricinde sanığın bu hesap numarası üzerinden 17/25 Aralık sürecinden sonra para tranferi yaptığının tespit edildiği ve sanığa ait Bankasya kredi kartını da 17/25 Aralık sürecinden sonra kullanmaya devam ettiğinin tespit edilmesi karşısında sanığın söz konusu suç örgütünün varlığından ve amaçlarından haberdar olduğu, bu amaçlarının icrası ve gerçekleşmesi için istenilen ve gereken eylem ve işlemleri ika ettiği, söz konusu eylemlerinin devamlılık arz ettiği bu suretle üzerine atılı suçun sübuta erdiği iddianamede belirtilen nitelendirmenin oluşa uygun düştüğü anlaşılmış, sanığın herhangi bir delil ile doğrulanmayan soyut inkara dayalı savunmasının gerçeği yansıtmadığı ve samimi olmadığı sadece ceza yaptırımından korunmaya ve kurtulmaya yönelik olduğu kanaatiyle itibara şayan kabul edilmeyerek mahkumiyeti yönünde aşağıdaki şekilde vicdani ve hukuki hüküm tesis etmek sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Sanık hakkında sadece geçmişe dayalı bir suç bilgisi ve herhangi bir adli sicil kaydının bulunmaması sebebiyle lehine TCK’nın 62 maddesi tatbiki cihetine gidilerek belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur.

B- ) DAİREMİZCE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE ULAŞILAN KANAAT:

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık S. Yapıcı hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın mahkumiyetine dair verilen Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 06/06/2017 tarih ve 2017/143 esas, 2017/156 karar sayılı ilamının sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyanın incelemesini yapan Dairemizce CMK’nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilmiş olmakla duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalarda örgüte ait şifreli haberleşme programını kullandığı yönünde bilgiler elde edilen sanığın 0… numaralı hat üzerinden ByLock kullanıcısı olduğu, örgüte müzahir Aktif-Sen üyesi olduğu, örgütün finans alanındaki kuruluşu olan Bank Asya’daki hesabı üzerinden örgüt liderinin talimatı sonrasında hesap hareketlerinin bulunduğu ve bu suretle üzerine atılı “FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açıldığı, nitekim yapılan yargılama sonucunda sabit görülen eylemi sebebiyle mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamına ve İlk Derece Mahkemesi’nin mahkumiyet yönündeki kabulüne esas olan başlıca kanıtlar yukarda belirtilen hususlar olup, sanığın teknik inceleme raporuyla saptandığı şekilde, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından gizli haberleşme amacıyla kullanılan bir ağ olan ByLock haberleşme sistemine kullanımında bulunan 0… numaralı telefon hattı üzerinden dahil olduğu iddia edilmektedir.

FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılmak üzere oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılan Bylock kriptolu haberleşme sisteminin kullanımının teknik verilerle tespiti Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile 16. Ceza Dairesi kararları nazara alındığında terör örgütü üyeliğinin başlıca delilidir. Bu bağlamda, sanık aşamalardaki tüm savunmalarında ve istinaf duruşmasında bu haberleşme programını kullanmadığını, bu hususun araştırılmasını istediğini belirtmiş, İlk Derece Mahkemesi ve Dairemizce getirtilen kayıtlar, baz bilgileri, HTS tutanakları ve 9 adet hedef IP’ye dair kullanım bilgileri dosya içine alınmıştır. Bu kayıt ve bilgilerin incelenmesinde, gerçekten de dosyadaki ByLock tespitine dair KOM raporu içeriğini şekli olarak doğruladıkları anlaşılmış, buna göre sanığın kullandığı 0… numaralı telefon hattı ile sadece ByLock’a ait hedef IP’lerden 4… ve 4… numaralı hedef IP’lere bağlantı kurulduğu, buna göre ilk tespit tarihi olan 11/01/2015 ile son tespit tarihi olan 22/02/2016 tarihleri arasında toplam 133 kez erişim sağlandığı belirlenmiş, bununla birlikte sözkonusu Bylock baz kayıtlarına dair eşleşen herhangi bir USER ID kaydı bulunamamıştır.

Öncelikle sanığın mahkumiyetine esas alınan Bank Asya hesap hareketleri ile Aktif-Sen üyeliği üzerinde durulması gerekirse;

Sanığın silahlı terör örgütünün mali yapılanması içinde en önemli unsurlardan birini oluşturan fnans kuruluşu Bank Asya nezdindeki hesabı örgütün gerçek yüzünün ortaya çıktığı 17/25 Aralık 2013 öncesine aittir. Öte yandan gerek bu tarih, gerekse örgüt liderinin sözkonusu bankanın desteklenmesine, mevduat, katılım, altın, vs. yeni hesaplar açılmasına, var olan mevduatta artırım yapılmasına, gerekirse başka bankadan alınacak kredilerin bu iş için kullanılmasına dair örgüt üyelerine verdiği Ocak 2014 tarihli talimatından sonra sanık tarafından söz konusu bankaya açılmış yeni bir hesap ya da gerçekleştirilen para yatırma işlemi bulunmamaktadır. Dosyadaki hesap hareketleri ve bilirkişi raporuna göre sanık sadece zaten var olan hesabı üzerinden bir kamu bankası olan Ziraat Bankasına 09/06/2014 tarihinde perakende ödeme sistemi üzerinden kredi kartına 5.700 TL tutarında EFT göndermiş, bunun dışında kredi kartı kullanma ve buna dair ödeme işlemleri hariç bırakılırsa başkaca işlem yapmamıştır. Görüldüğü üzere, İlk Derece Mahkemesi’nin kabulünün aksine burada “örgütsel bir faaliyet veya dayanışma”dan söz edilemez.

Aktif Eğitimciler Sendikası ( Aktif-Sen ) içinde 2014 Nisan-2015 Temmuz ayları arasında üye sıfatıyla bulunduğu anlaşılan sanığın, devletin kuruluşuna, teşkilatlanmasına izin verdiği, faaliyetlerini denetleme imkanına sahip olduğu bir örgütlenmeye salt üye olarak katıldığı gerekçesiyle cezalandırılabilmesi de mümkün değildir. Bunun için sanığın sendika üyesi olarak gerçekleştirdiği eylem ve faaliyetleriyle terör örgütünün nihai amacını elde etmesini sağlamaya yönelik fiillerde bulunması gerektiğinin her türlü şüpheden uzak şekilde kanıtlanması gerekir. Oysa dosya içeriğinde buna dair hiçbir somut delil veya tespit bulunmamaktadır. Öyleyse, bu olgunun varlığı da örgüt üyeliği suçu için karine kabul edilemez.

Öte yandan,

Bilindiği üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılmak üzere oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılan Bylock kriptolu haberleşme sisteminin kullanımının teknik verilerle tespiti Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile 16. Ceza Dairesi kararları nazara alındığında terör örgütü üyeliğinin başlıca delilidir. Bu bağlamda, sanık aşamalardaki tüm savunmalarında bu haberleşme programını kullanmadığını, örgüt üyesi olmadığını savunmuştur. Dosyaya getirtilen kayıtların incelenmesinde; sanığın kullandığı 0532… numaralı telefon hattı ile sadece ByLock’a ait hedef IP’lerden 46.166.164.177 ve 46.166.164.181 numaralı hedef IP’lere bağlantı kurulduğu, buna göre ilk tespit tarihi olan 11/01/2015 ile son tespit tarihi olan 22/02/2016 tarihleri arasında toplam 133 kez erişim sağlandığı belirlenmiş, bununla birlikte sözkonusu Bylock baz kayıtlarına dair eşleşen herhangi bir USER ID kaydı bulunamamıştır.

Dairemizin 16/10/2017 tarih ve 2017/1702-1165 Sayılı kararının temyiz incelemesini yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 27/03/2018 tarih ve 2018/187-1462 Sayılı ilamında;

“… Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 E, 2017/370 Sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Sayılı kararında açıklandığı üzere; ByLock iletişim sistemi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacaktır.

ByLock uygulaması programını indirmek, mesajlaşmak/haberleşmek için yetkili değildir. Öncelikle kayıt esnasında kullanıcının bir kullanıcı adıyla parola üretmesi, mesajlaşma için ise kayıt olan kullanıcılara sistem tarafından otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID ( kimlik ) numarasının bilinmesi ve karşı tarafça onaylanması gerekmektedir. Karşılıklı ekleme olmaksızın iletişime geçilme imkanı bulunmamaktadır.

ByLock iletişim sisteminde bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresi, hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığı, haberleşmelerin kimlerle gerçekleştirildiği ve içeriğinin ne olduğu tespit edilebilmektedir. Bağlantı tarihinin, bağlantıyı yapan IP adresinin tespit edilmesi ve hangi tarihler arasında kaç kez bağlanıldığının belirlenmesi, kişinin özel bir iletişim sisteminin bir parçası olduğunun tespiti için Y.lidir. Haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve içeriğinin ne olduğunun saptanması ise kişinin örgüt içindeki konumunu tespit etmeye yarayacak bilgilerdir.

ByLock kullanıcı tespitleri ByLock sunucusunda kayıtlı IP adresleri üzerinden tespit edilebilmektedir. ByLock sunucusunda kaydı olan kullanıcıların User-ID ( Kullanıcı No ) tespiti yapılabilmekte ve mesaj içeriklerinin çözümü gerçekleştirilebilmektedir. Bu sebeple ByLock tespit değerlendirme tutanağında yer alan User-ID ( Kullanıcı No ), şifre ve gruba kayıtlı kişilerin tespiti bu kişilerin birbirleriyle olan ilişki ve irtibatların ortaya konulması sanığın hukuki durumunun belirlenmesi bakımından önemlidir.

ByLock kullanıcılarının tespitleri açısından operatörler tarafından tutulan CGNAT ( HİS ) kayıtları bir çeşit üst veridir. CGNAT kayıtları özet veri olması sebebiyle bir iz ve emare niteliğinde olduğundan tek başına kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğunu göstermez. Kişiler iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirilmiş olabilirler. Nitekim, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen ve BTK tarafından yapılan teknik çalışmalar sonucunda iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirildikleri saptanan 11.480 kişinin tamamının CGNAT kayıtlarının olduğu ve tespit edilen CGNAT kayıtlarına göre ByLock uygulamasının IP’lerine bağlantıya yönlendirildikleri belirtilmektedir.

Kişinin User-ID ve şifrelerinin belirlenememesi ve fakat CGNAT kayıtlarıyla ByLock sunucusuna bağlantı yaptığının tespit edilmesi halinde, kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğu ancak henüz User-ID ve şifresinin tespit edilemediği anlaşılabileceği gibi; ByLock sunucularına tuzak yöntemlerle ( Morbeyin vb. ) yönlendirilmiş olabileceği sonucuna da ulaşılabilir.

Bu sebeple ancak operatör kayıtları ve User-ID eşleştirmesi doğru yapılabilen kişilerin gerçek ByLock kullanıcısı olduklarının kabulü gerekeceğinden, kişinin örgütsel gizliliği sağlamak ve haberleşmek amacıyla ByLock sistemine girdiğinin ve bu sistemi kullandığının, User-ID, şifre ve grup elemanlarını içerir ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtlarını içeren belgeler ile kesin olarak kanıtlanması zorunludur…” biçimindeki görüş ve kabullerle Dairemizce verilen mahkumiyet kararının bozulmasına karar verilmiştir. Nitekim, somut dosya özelinde de, Yargıtay tarafından Bylock özet verisi olduğu kabul edilen HIS-CGNAT kayıtları bulunmakla beraber, sanığın gerçek Bylock kullanıcısı olduğunu ve operatör kayıtlarıyla eşleşmeyi belirlemek bakımından zorunlu olduğu ifade edilen USER-ID, şifre veya grup elemanları tespit edilememiştir.

Bu itibarla, yukarda izah edilen diğer hususlar da nazara alındığında, dosyada sanığın gerçek Bylock kullanıcısı olduğuna veya böyle olmasa bile kod adı kullanma, örgütsel nitelikteki toplantıları organize etme veya bunlara katılma, himmet toplama, himmet verme, örgüt lehine sosyal medya paylaşımlarında bulunma, emir veya talimat alma ve bu doğrultuda hareketlerini düzenleyerek örgüt hiyerarşisine dahil olduğuna ya da süreklilik, çeşitlilik veya yoğunluk gösteren diğer eylem ve faaliyetlerde bulunmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair somut, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilerek, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm CMK’nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak aynı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle atılı suçtan beraatine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

SONUÇ : Gerekçesi yukarı kısımda açıklandığı üzere;

1- ) Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 06/06/2017 tarih ve 2017/143 esas ve 2017/156 karar sayılı ilamının 5271 Sayılı CMK’nın 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2- ) Sanık S. Y.’nın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair somut, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığından CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE,

Beraat eden sanığın hükümle birlikte BİHAKKIN TAHLİYESİNE, bir başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal salıverilmesi amacıyla ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,

Beraat eden sanık kendisini tek oturum süren istinaf duruşmasında vekaletnameli müdafi ile temsil ettirdiğinden, ilk derece mahkemesi için 3.960 TL ve tek oturum süren istinaf duruşması için 1.090 TL olmak üzere toplam 5.050 TL avukatlık ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,

Beraat eden sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler yönünden CMK’nın 141,142 vd. maddeleri uyarınca tazminat hakkının bulunduğunun hatırlatılmasına, ( hatırlatıldı )

Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,

Dair sanık ve müdafinin yüzlerine karşı, Cumhuriyet Savcısı M. O. B.’nun huzurunda, tebliğden itibaren 15 gün içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere en yakın Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle yasa yoluna başvurulmadığında kesinleşeceği hususları açıklanarak Yargıtay ilgili ceza dairesinde TEMYİZİ kabil olmak üzere ve mütalaaya aykırı olarak oybirliğiyle verilen karar açıkça okundu, gerekçesi ana çizgileri ile anlatıldı. 02.07.2018

Av. Servet Sarıca

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2004 yılında mezun olup 2006 yılından günümüze Bursa Barosuna kayıtlıdır. Ofisimizin kurucu ortağıdır. Ceza Hukuku, İş Hukuku, Aile Hukuku ve diğer hukuki ilgi alanlarında aktif olarak avukatlık mesleğini icra etmektedir. İş Hukuku ve Ticari Davalarda Uzman Arabulucu, İş Mahkemelerinde Aktüerya ve Hesap Bilirkişiliği yapmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.