Etkin Pişmanlık

Etkin Pişmanlık

MADDE 221 – (1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan (Ek ibare: 5377 – 29.6.2005 / m.26) “ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden” kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.

(5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.

(Ek fıkra: 5560 – 6.12.2006 / m.8) (6) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz.


T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU

E. 2008/9-223
K. 2009/87
T. 7.4.2009

• ÖRGÜT ÜYELİĞİ ( Sanığın Örgütteki Çatışmalarda Yer Aldığı/Yerel Mahkemece Yapılan Yanlış Tespit Sonucu Eylemin 765 S.K. Md. 168 Olarak Değerlendirildiği – Eylemin 765 S.K. Md. 125 Kapsamında Olması Dolayısı İle 5237 S.K.’daki Devlet Birliğini Bozma Fiili Çerçevesinde Değerlendirileceği )

• DEVLET BİRLİĞİNİ VE ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZMAK ( Sanığın Örgütteki Çatışmalarda Yer Aldığını Beyan Ettiği – Etkin Pişmanlık Hükümlerinden Faydalanamayacağı )

• ETKİN PİŞMANLIK ( Devlet Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak Eyleminden Hüküm Giymesi Gereken Örgüt Üyesi Sanık – 5237 Md. 221’den Faydalanamayacağı )

• SUÇ İŞLENMESİNE İŞTİRAK ETMEK ( Örgüt Üyesi Sanığın Çatışmalarda Yer Aldığına Dair Beyanı – Eylemin 5237 S.K.’nın Devlet Birliğini Bozmak Hükümleri Kapsamında Değerlendirileceği/Sanığın Etkin Pişmanlıktan Faydalanamayacağı )

5237/m.221, 302

765/m.125, 168

ÖZET : Uyuşmazlık 5237 sayılı Kamu Barışına Karşı Suçlar kapsamında etkin pişmanlık koşullarının belirlenmesine ilişkindir. Öncelikle sanığın sabit kabul edilen eyleminin, hangi suçu oluşturduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Sanığın eylemi 765 sayılı TCY’nın 125. maddesi ve 5237 sayılı TCY’nın Devlet Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak hükmü kapsamında yaptırıma bağlanan suçları oluşturduğundan, somut olayda suç niteliği itibariyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması koşulları bulunmamaktadır. Sanığın örgüt içerisinde çatıştığını beyan etmesine rağmen yerel Mahkemece kesinleşen hükümde, eylemin yanılgılı bir değerlendirme ile örgüt üyeliği kapsamında değerlendirmiş olması da varılan bu sonucu değiştirmeyecektir. Sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanamayacağının gözönüne alınması gerekir.

DAVA : Sanığın Yasadışı P.K-K…A-G.L terör örgütünün sair efradı olmak suçundan, 765 sayılı TCY’nın 168/2, 3713 sayılı Yasanın 5 ve 765 sayılı TCY’nın 59. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında aynı Yasanın 31, 33 ve 40. maddelerinin uygulanmasına ilişkin Van 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.11.2004 gün ve 134-182 sayılı temyiz edilmeksizin kesinleşen hükmü, sanığın etkinlik pişmanlık hükümlerinden yararlanması talebi üzerine ele alan Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi 19.09.2005 gün ve 91-93 sayı ile; sanığın “etkin pişman” olduğu ve kendiliğinden teslim olması nedeniyle 5237 sayılı TCY’nın 221/2. maddesi gereğince hakkında ceza tertibine yer olmadığına, 5. fıkra uyarınca 1 yıl süre ile denetimli serbestlik altında tutulmasına karar vermiştir.

O yer C.Savcısı tarafından aleyhe temyiz edilen hüküm dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 21.11.2006 gün ve 4360-6350 sayı ile;

“… Örgüt üyesi olan hükümlünün, mahkemenin 29.11.2004 gün, 2004/134-182 sayılı kararı ile 765 sayılı TCK’nun 168/2. maddesine muhalefetten hüküm giyip kararın kesinleştiği, kesinleşen hükümde, Kuzey Irak’ta PKK ile Talabani’ye ait güçler arasında çıkan çatışmada aktif görev aldığı…” kabul edilmiştir.

Hükümlü, örgüt adına Talabani’ye bağlı KYB birlikleri ile savaştığını kolluk ve C.Savcılığındaki ifadelerinde de kabul etmiş, ancak örgüte katılmasından dolayı pişman olmadığını ifade etmiştir.

5237 sayılı TCK’nun 221. maddesinin başlığı “etkin pişmanlık” olup, maddenin 2. fıkrasının uygulanması için örgütten kendiliğinden ayrıldığını ilgili makamlara bildirme yanında örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenmesine iştirak edilmemesi ve örgütten ayrılmanın samimi pişmanlığının sergilenmesi gerekmektedir.

Dosyamızda hükümlü C.Savcılığındaki ifadesinde örgüte katılmasından dolayı pişman olmadığını beyan etmesi yanında, örgüt faaliyeti çerçevesinde savaştığı, bu nedenle de şartları oluşmadığı gözetilmeden, hakkında 5237 sayılı TCK’nun 221/2. maddesi uyarınca ceza tertibine yer olmadığına karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Van 4. Ağır Ceza Mahkemesince 12.03.2007 gün ve 7-68 sayı ile;

“… Sanık terör örgütünden ayrıldıktan sonra İran güvenlik güçlerine teslim olmuş, İran güvenlik güçlerince de Türk güvenlik güçlerine teslim edildikten sonra kolluk güçlerince alınan 14.07.2004 tarihli ifadesinin 4. sayfasında örgüte katıldığından dolayı pişman olduğunu belirtmiştir. Sanık 14.07.2007 tarihli C.Savcılığı ifadesinde, örgüte katıldığından dolayı pişmanlık duymadığını belirtmiş ise de; mahkememizde alınan 20.08.2004 tarihli ifadesinde “savcılık ifademi, kolluk ifadem şeklinde kabul ediyorum yönünde ve 08.11.2004 tarihli mahkememizdeki savunmasında, ‘…örgütten pişman olarak ayrıldım ve Türk güvenlik güçlerine teslim olmaya geliyordum, af yasasından yararlanmak için zamanında kaçmaya çalıştım, ancak örgütten kaçmak zordu, örgüt engeli vardı, K.Irak sınırında ise diğer Kürt grupları vardı, onlara teslim olmak istemedim, örgütten tamamen bağlarımı koparmış, katıldığıma da pişmandım, ancak zamanında gelip teslim olamadım, örgüte katıldığımdan pişmanım …’ ve yine mahkememizdeki 19.09.2005 tarihli savunmasında da ‘…örgütten kendim pişman olduğum için ayrılarak geldim, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istiyorum.’ yönünde beyanlarda bulunduğu görülmüştür. Sanık Türk güvenlik güçleri ile herhangi bir çatışmaya girmediğini ifadelerinde belirtmiştir. Dolayısıyla sanık C.Savcısı huzurunda verdiği ifadesinden dönerek, ısrarlı bir şekilde pişman olduğunu belirtmek suretiyle pişmanlığını samimi olarak mahkememize bildirmiştir. Ayrıca sanığın C.Savcılığındaki ifadesinin de kendi içerisinde çelişki taşıdığı, bu ifadede sanığın terör örgütünü benimsemediğini, silahlı mücadele verilmesi fikrine katılmadığını, demokratik yollardan faaliyet gösterilmesi gerektiğine inandığını, örgütten farklı düşündüğünü belirtmiştir.

Sanık Talabani’ye bağlı KYB birlikleri ile savaştığını kolluk ve savcılık ifadelerinde bildirmiş ise de; bu hususun doğruluğu başkaca delillerle teyit edilememiştir. 5237 sayılı TCK.nun 221/2. maddesinde ‘örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenmesine iştirak etmeksizin gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında ceza hükmolunmaz.’ düzenlemesindeki ‘…herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeme…’ şartının, herhangi bir mahkemenin vermiş olduğu mahkûmiyet kararının bulunmaması durumunda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti zordur. Sanığın aleyhinde mahkeme kararı bulunmadan herhangi bir suça katıldığının kabulü Ceza Kanununun mantığına terstir, bir suçun işlendiğinin ispatı ancak mahkemelerce verilen mahkûmiyet kararıdır. Aksi halde şüpheli olan, kesin olarak saptanamayan bir hususun gerçekleştiğinin kabulüyle sanık aleyhine bir durum yaratılmış olur. Bu durum ayrıca, şüpheden sanık yararlanır ilkesiyle de bağdaşmamaktadır. Başka bir delille veya mahkeme kararıyla tespit olunamayan bir hususu, sanığın bazı beyanlarını esas alarak gerçekleşmiş gibi kabul edip sanığın aleyhine karar vermek uygun olmayacağından, şüpheli olan durumu da sanığın aleyhine değerlendirmemek gerektiğinden TCY’nın. 221/2. maddesindeki herhangi bir suç işlememe şartının gerçekleştiğini kabulde zorunluluk vardır…”

Görüşüyle önceki hükümde direnilmiştir.

Bu hükmün de O Yer C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının “bozma” istekli 09.10.2008 gün ve 127586 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilen dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

KARAR : Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık 5237 sayılı TCY’nın 221. maddesindeki etkin pişmanlık koşullarının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosyada;

Van C.Başsavcılığının 26.07.2004 gün ve 191 sayılı iddianamesi ile sanığın Yasadışı P../K….-G.L terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında;

Van 4. Ağır Ceza Mahkemesince 29.11.2004 gün ve 134-182 sayı ile;

Sanığın P.K/K…A-G.L terör örgütüne 1999 yılında katılıp eğitim aldığı, P.K ile Talabani’ye bağlı güçler arasında çıkan çatışmalarda aktif görev aldığı, 2004 yılında örgütten ayrılmaya karar vererek İran’ın Şino şehrine geldiği, burada 1 gün kaldıktan sonra Urumiye şehrine gelerek İran güvenlik güçlerine teslim olduğu, 4 ay bir cezaevinde kaldıktan sonra 13.07.2004 günü İran güvenlik güçlerince Esendere sınır kapısından Türk güvenlik güçlerine teslim edildiği, yapılan araştırmada Türkiye içerisinde herhangi bir silahlı eyleme katıldığının tespit edilmediği, bu nedenle eyleminin 765 sayılı TCY’nın 168/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilerek;

Sanığın Yasadışı P.K-K…A-G.L terör örgütüne üye olmak suçundan 765 sayılı TCY’nın 168/2, 3713 sayılı Yasanın 5, 765 sayılı TCY’nın 59. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, verilen bu hüküm temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiştir.

5237 sayılı TCY’nın 221. maddesindeki etkin pişmanlık koşullarının belirlenebilmesi için öncelikle sanığın sabit kabul edilen eyleminin, hangi suçu oluşturduğunun belirlenmesi gerekmektedir.

Temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ilk hükümde; sanığın örgüt faaliyeti kapsamında Talabani’ye bağlı KYB birlikleri ile savaştığı kabul edilmiş olmasına karşın, eylemi 765 sayılı TCY’nın 168/2. fıkrası kapsamında değerlendirilerek sanığın örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca lehe yasa, önceden sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümlerinin uygulanması suretiyle sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Bu karşılaştırmada kesinleşen hükümde uygulanan maddeler ile yerel mahkemenin suçu nitelendirmesi, uyarlama yargılamasını yapan mahkeme açısından lehe yasanın uygulanması yönünde bağlayıcı olmayacaktır. Aksi kabul önceki yanılgılı uygulamalar nedeniyle doğan sonuçlardan hükümlülerin, lehe yasa uygulaması nedeniyle ikinci kez yararlandırılmasını sonuçlandıracaktır.

Sanığın kesinleşen hükümde sabit kabul edilen eylemi, Yerel Mahkemece yanılgılı bir değerlendirme ile 765 sayılı TCY’nın 168/2. fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu hüküm temyiz yasayoluna başvurulmaksızın kesinleşmiş ise de, suça konu eylem 765 sayılı TCY’nın 125, 5237 sayılı TCY’nın ise 302. maddesi kapsamında değerlendirilmeli, lehe yasa ile bu kapsamda etkin pişmanlık koşulları 5237 sayılı TCY’nın 302. maddesindeki suç nazara alınarak belirlenmelidir.

5237 sayılı TCY’nın 221/2. fıkrasının uygulanabilmesi için;

1- İşlenen suçun örgüt üyeliğinden ibaret olması,

2- Sanığın örgüt faaliyeti kapsamında herhangi bir suçun işlenmesine iştirak etmemesi,

3- Gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi gerekmektedir.

Sanığın eylemi 765 sayılı TCY’nın 125 ve 5237 sayılı TCY’nın 302. maddesinde yaptırıma bağlanan suçları oluşturduğundan, somut olayda suç niteliği itibariyle 5237 sayılı TCY’nın 221. maddesinin uygulanması koşulları bulunmamaktadır. Yerel Mahkemece kesinleşen hükümde, eylemin yanılgılı bir değerlendirme ile örgüt üyeliği kapsamında değerlendirmiş olması da varılan bu sonucu değiştirmeyecektir.

Bu itibarla, Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekir iken, önceki hükümde direnilmesi isabetsiz olup, direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- İsabetsiz olan Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, 07.04.2009 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.


T.C.
YARGITAY
9. CEZA DAİRESİ

E. 2007/111
K. 2007/4440
T. 22.5.2007

• SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA ( Suçuna İlişkin Diğer Hükümleri Bu Suç Açısından da Aynen Uygulanacağı )

• SİLAHLI ÖRGÜT MENSUBU OLMA ( Etkin Pişmanlığa İlişkin 221. Md.’de Öngörülen Şartlar Oluştuğu Taktirde Silahlı Örgüt Mensubu Olanlar İçin de Uygulanabileceğinden Sanığın Örgütün Amacı Doğrultusunda Faaliyetleri Bulunup Bulunmadığının Araştırılması Gerektiği )

• DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ UYGULAMASI ( Örgüt Mensubu Olan Sanık Hakkında Hükmolunan Hapis Cezasının İnfazı Sırasında ve İnfazından Sonra Uygulanmak Üzere Getirildiği )

• İNFAZ REJİMİ ( Bu Konunun Kazanılmış Hak Oluşturmayacağı da Gözetilerek Silahlı Örgüt Üyeliği Suçundan Mahkum Olan Sanık Hakkında Anılan Maddenin Uygulanması Konusunda Bir Karar Verilmemesinin Yasaya Aykırı Olduğu )

5237/m.58,314,221

ÖZET : 1- 5237 sayılı TCK.nun 314. maddesinin 3. fıkrasının “suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümleri bu suç açısından da aynen uygulanır” amir hükmü karşısında, örgüt kurma suçu kapsamında bulunan 5237 sayılı TCK.nun etkin pişmanlığa ilişkin 221. maddesinde öngörülen şartlar oluştuğu taktirde silahlı örgüt mensubu olanlar için de uygulanabileceğinden, sanığın örgütün amacı doğrultusunda gerçekleştirdiği ayrıca suç teşkil edecek faaliyetleri bulunup bulunmadığı araştırılıp, samimi bir şekilde etkin pişmanlık gösterip göstermediği de tartışılıp değerlendirildikten sonra sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekir.

2- 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi örgüt mensubu olan sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının infazı sırasında ve infazından sonra uygulanmak üzere denetimli serbestlik tedbiri uygulamasını getirmiş, ayrıca infaz rejiminin de buna göre belirlenmesini öngörmüştür. Maddenin kapsam ve amacından da anlaşılacağı üzere bu hususlar bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup bu konunun kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek silahlı örgüt üyeliği suçundan mahkum olan sanık hakkında anılan maddenin uygulanması konusunda bir karar verilmemesi, yasaya aykırıdır.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,

Ancak;

1- 5237 sayılı TCK.nun 314. maddesinin 3. fıkrasının “suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümleri bu suç açısından da aynen uygulanır” amir hükmü karşısında, örgüt kurma suçu kapsamında bulunan 5237 sayılı TCK.nun etkin pişmanlığa ilişkin 221. maddesinde öngörülen şartlar oluştuğu taktirde silahlı örgüt mensubu olanlar için de uygulanabileceğinden, sanığın örgütün amacı doğrultusunda gerçekleştirdiği ayrıca suç teşkil edecek faaliyetleri bulunup bulunmadığı araştırılıp, samimi bir şekilde etkin pişmanlık gösterip göstermediği de tartışılıp değerlendirildikten sonra sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,

2- 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi örgüt mensubu olan sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının infazı sırasında ve infazından sonra uygulanmak üzere denetimli serbestlik tedbiri uygulamasını getirmiş, ayrıca infaz rejiminin de buna göre belirlenmesini öngörmüştür. Maddenin kapsam ve amacından da anlaşılacağı üzere bu hususlar bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup bu konunun gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, gerekse Dairemizin yerleşik uygulamaları karşısında kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek silahlı örgüt üyeliği suçundan mahkum olan sanık hakkında anılan maddenin uygulanması konusunda bir karar verilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 22.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.
YARGITAY
9. CEZA DAİRESİ

E. 2007/2024
K. 2007/4204
T. 16.5.2007

• ETKİN PİŞMANLIK ( Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma – Güvenlik Güçlerince Yakalanan Hükümlünün 221/4. Md’nin Aradığı Anlamda Pişmanlık Duyarak Yeterli Bilgi Vermediği/Etkin Pişmanlık Hükümlerinden Yararlanma ve Topluma Kazandırma Yasasında Aranan Koşulların Oluşmadığı )

• TOPLUMA KAZANDIRMA ( Güvenlik Güçlerince Yakalanan Hükümlünün 221/4. Md’nin Aradığı Anlamda Pişmanlık Duyarak Yeterli Bilgi Vermediği – Etkin Pişmanlık Hükümlerinden Yararlanma ve Topluma Kazandırma Yasasında Aranan Koşulların Oluşmadığı )

• SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA ( Suçun 5237 S. TCK’nun 31. Md. Değişikliğe Uğramadan Önce İşlenmiş Olması Karşısında Hükümlü Hakkında Tayin Olunan Cezadan 5237 S. TCK’nun 31/3. Md. Uyarınca 1/2 Oranında İndirim Yapılması Gerektiği )

• ONSEKİZ YAŞINI DOLDURMAYAN HÜKÜMLÜ ( Hakkında 5237 S. TCK’nun 53/4. Md. Hükmüne Aykırı Olarak Aynı Madde Uyarınca Güvenlik Tedbirine Hükmedilmesinin Yasaya Aykırı Olduğu )

5237/m.31,53/4,221/4

ÖZET : 1- Güvenlik güçlerince yakalanan hükümlünün etkin pişmanlığa ilişkin 5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinin aradığı anlamda pişmanlık duyarak yeterli bilgi vermediği, bu nedenle de anılan maddede sözü geçen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Yasasında aranan koşulların oluşmadığı gözetilmeden, cezasından indirim yapılması,

2- Suçun 5377 sayılı Yasa ile 5237 sayılı TCK.nun 31. maddesi değişikliğe uğramadan önce işlenmiş olması karşısında hükümlü hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı TCK.nun 31/3. maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3- Suç tarihinde 18 yaşını doldurmayan hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53/4. maddesi hükmüne aykırı olarak aynı madde uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilmesi, yasaya aykırıdır.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1- Hükümlü hakkında 765 sayılı TCK.nun 169. maddesi uyarınca verilip kesinleşmiş bulunan hükümle ilgili olarak yapılan lehe yasa değerlendirilmesi sırasında 5237 sayılı TCK.nun 314/3. maddesinin “suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler bu suç açısından aynen uygulanır” hükmü ve aynı Yasanın örgüt kurmaya ilişkin 220/7. maddesinin “örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır” hükmü karşısında anılan hükümlerin amaç ve kapsamları da nazara alındığında, silahlı örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği kabul edilen hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun silahlı örgüt suçunu düzenleyen 314/2. maddesi uyarınca ceza tayini ile, kesinleşen kararda örgüte yardım suçunun unsuru olarak kabul edilen 6136 sayılı Yasaya aykırılık eyleminden de 5237 sayılı TCK.nun 220/4. maddesi hükmü uyarınca ayrı ceza tayini gerektiği, bu nedenle de 765 sayılı TCK.nun 169. maddesi hükmünün lehe olduğu gözetilmeden, yanlış değerlendirme ile 5237 sayılı TCK.nun 220/7. maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi,

2- Kabul ve uygulamaya göre de;

a- Güvenlik güçlerince yakalanan hükümlünün etkin pişmanlığa ilişkin 5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinin aradığı anlamda pişmanlık duyarak yeterli bilgi vermediği, bu nedenle de anılan maddede sözü geçen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Yasasında aranan koşulların oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama ile cezasından indirim yapılması,

b- Suçun 5377 sayılı Yasa ile 5237 sayılı TCK.nun 31. maddesi değişikliğe uğramadan önce işlenmiş olması karşısında hükümlü hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı TCK.nun 31/3. maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, c- Suç tarihinde 18 yaşını doldurmayan hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53/4. maddesi hükmüne aykırı olarak aynı madde uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 16.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.
YARGITAY
9. CEZA DAİRESİ

E. 2006/7296
K. 2007/4161
T. 14.5.2007

• ÖRGÜT MENSUBU OLAN SANIK ( Tayin Olunan Hapis Cezasının İnfazı Sırasında ve İnfazından Sonra Uygulanmak Üzere Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulaması Getirildiği – İnfaz Rejiminin de Buna Göre Belirleneceği )

• DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ UYGULAMASI ( Örgüt Mensubu Olan Sanık Hakkında Tayin Olunan Hapis Cezasının İnfazı Sırasında ve İnfazından Sonra Uygulanmak Üzere Getirildiği – İnfaz Rejiminin de Buna Göre Belirleneceği )

• İNFAZ REJİMİ ( Örgüt Mensubu Olan Sanık Hakkında Tayin Olunan Hapis Cezasının İnfazı Sırasında ve İnfazından Sonra Uygulanmak Üzere Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulaması Getirildiği – İnfaz Rejiminin de Buna Göre Belirleneceği )

5237/m.58,221/4,314

ÖZET : 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi, örgüt mensubu olan sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının infazı sırasında ve infazından sonra uygulanmak üzere denetimli serbestlik tedbiri uygulamasını getirmiş, ayrıca infaz rejiminin de buna göre belirlenmesini öngörmüştür.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1- Sanık Murat Torun hakkında yapılan incelemede;

5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi, örgüt mensubu olan sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının infazı sırasında ve infazından sonra uygulanmak üzere denetimli serbestlik tedbiri uygulamasını getirmiş, ayrıca infaz rejiminin de buna göre belirlenmesini öngörmüştür. Maddenin kapsam ve amacından da anlaşılacağı üzere bu hususlar ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup bu konunun gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gerekse Dairemizin yerleşik uygulamaları karşısında kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek, silahlı örgüt üyeliği suçundan mahkum olan sanık hakkında anılan maddenin uygulanması konusunda her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.

Yakalanan sanığın 5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinde öngörüldüğü şekilde örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yeterli bilgi ve belge vermediği, bu nedenle de yasada aranan şartların oluşmadığı gözetilmeden hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde aşağıdaki husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık Murat Torun müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin ( c ) bendinde yer alan hak yoksunluğunun aynı Kanunun 53/3. maddesi hükmü uyarınca koşullu salıverme tarihine kadar olabileceğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK.nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 3.bendine “5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin ( c ) bendindeki hakları kullanmaktan aynı Yasanın 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin ilavesi suretiyle, eleştiriler dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2- Sanık Gıyasettin Torun hakkındaki temyize gelince;

a- 5237 sayılı TCK.nun 314. maddesinin 3.fıkrasında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler bu suç açısından aynen uygulanır” denilmekte anılan Yasanın 220. maddesinin 7.fıkrasında ise “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır” hükmü yer almaktadır. Anılan Yasa maddelerinin amaç, kapsam ve gerekçesi birlikte nazara alındığında sanığın konumunu suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 314/2. maddesine uyduğu ve maddede öngörülen cezanın süresi itibariyle suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK.nun 169. maddesinin sanığın lehine olduğu gözetilmeden değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı maddelerle uygulama yapılması,

b- Kabul ve uygulamaya göre de;

5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin ( c ) bendinde yer alan hak yoksunluğunun aynı Kanunun 53/3. maddesi hükmü uyarınca koşullu salıverme tarihine kadar olabileceğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanunu aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi yönünden kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere BOZULMASINA, 14.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir