İcra müdürünün ve davalı alacaklı vekilinin kusurlu işleminden kaynaklanan tazminat istemi

Yargıtay
4. Hukuk Dairesi

2016/7234 E.
2016/10359 K.
K.Tarihi 24.10.2016

KARAR: Dava, icra müdürünün kusurlu işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz olunmuştur.

Davacı, .. esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, takipten 3 ay önce borçlunun vefat ettiğini, yapılan takip sırasında .. yapılan tebligatların iade edildiğini ve iade nedeni olarak vefat ettiğinin bildirildiğini, bu beyana rağmen ölmüş olan murislerine karşı takibe devam edildiğini sonuçta ihale ile murise ait ipotekli taşınmazın satışının yapıldığını iddia ederek, uğranılan zararın tazmini isteminde bulunmuşlardır.

Davalılar, söz konusu işlemde bir kasıt ya da ihmalleri olmadığını belirterek istemin reddi gerektiğini savunmuşlar, davalı idare ayrıca yetki itirazında bulunmuştur.

Mahkemece, davacının davasının temel dayanağı olan icra memuru işleminin .. esas sayılı dosyası ile ilgili olduğu, davalılar tarafından usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunulduğu, kusurlu davranışın yapıldığı iddia edilen icra memurunun .. çalışması sebebiyle … hakkında açılan dava yönünden mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş, diğer davalılar yönünden de istemin esastan reddine karar verilmiştir.

6100 Sayılı HMK’nın 16 maddesinde haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olacağı düzenlenmiştir.

Davaya konu olayda her ne kadar esas takip dosyası .. olup usulsüz tebligatları .. yapmış olsa da davacılar murisine ait taşınmazın satış işlemleri .. yapılmıştır. HMK’nın 16. maddesi de gözetildiğinde davacıların yetkili mahkemenin belirlenmesine yönelik seçimlik haklarını doğru kullandığı açık olup, davalı idare aleyhine dava açılmasında bir yanlışlık yoktur. Bu sebeple mahkemece, davalı idare yönünden .. yetkili olmadığı yönünde verilen karar usul ve yasaya uygun olmayıp bozulması gerekmiştir.

Somut olayda; davalı …, İcra İflas Kanunu 5. maddesi gereğince sorumlu olup, davalı alacaklı vekili de, haksız eylemi icra müdürü ile birlikte iştirak halinde işlediğinden sorumludur. Şöyle ki; davacılar murisine yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe dair icra emri, 15/10/2010 tarihinde komşu beyanına göre vefat etti şeklinde şerh düşülerek mercie iade edilmiştir. Bu durum, dosyadaki tebligat parçasından çok açık ve net şekilde anlaşılmaktadır. Buna rağmen dosyadaki T.C. kimlik numarası ile komşu beyanının doğruluğu araştırılabilecekken davalı vekili 09/11/2010 tarihli talebinde borçluya tebligatın bila tebliğ döndüğünü beyanla Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılmasını talep etmiş, icra müdürü de bu talep doğrultusunda TK/35 e göre tebligat çıkarmış ve icra takip işlemlerine devam edilmiştir. Aynı şekilde 15/12/2010 günü alacaklı vekili kıymet takdirinin de tebliğini talep etmiş, .. memuru 23/12/2010 tarihinde komşu beyanına göre muhatap vefat ettiğinden mercie iadesine dair şerh düşerek tebligatı iade etmiştir. Bu hatalı işlemler silsilesi davacılar murisine ait taşınmazın icra vasıyasıyla ihale yoluyla satılıp taşınmaz üçüncü kişi adına tescil edilip kişi taşınmazı fiilen teslim almak isteyene kadar devam etmiştir.

Şu halde; davalı avukatın sorumluluğu da müteselsil sorumluluk ilkeleri kapsamında değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile bu davalı yönünden istemin reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.

Temyiz olunan kararın yukarıdaki bentlerde gösterilen sebeplerle davacılar yararına BOZULMASINA, davacıların diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen sebeplerle reddine ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine 24/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir