İcra Takibinde HMK 124. Maddesi Kapsamında İradi Taraf Değişikliği Mümkündür.

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

ESAS NO       : 2014/12-1190
KARAR NO    : 2016/964

Y A R G I T A Y   İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                     :
İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                               : 15/04/2014
NUMARASI                        : 2014/8 – 2014/292
DAVACILAR/BOÇLULAR : 1- M.D. Temizliği ve Atık Toplama Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
2- M.K.K.vekilleri Av. H.M.E., Av. N.A.
DAVALI/ALACAKLI          : S.P. Ltd. vekili Av. S.G.G.

Taraflar arasındaki “takibin iptali” istemli şikayet yargılaması sonunda; İstanbul 21. İcra (Hukuk) Mahkemesi’nce şikayetin reddine dair verilen 29.05.2012 gün ve 2012/682 E. – 2012/553 K. sayılı kararın 12. Hukuk Dairesinin 19.03.2013 gün ve 2012/34064 E.-2013/10431 K. sayılı kararı ile onanmasından sonra şikayetçiler vekilinin başvurusu üzerine verilen 30.10.2013 gün ve 2013/16652 E., 2013/33603 K. sayılı karar ile;

“… Sair karar düzeltme talepleri yerinde değil ise de;

Borçlular vekili, takibe konu bononun alacaklısının S….r Holdings Inc. olduğunu ancak takibin S….r Response Ltd. adına yapıldığını dolayısıyla takip alacaklısı S….r Response Ltd ‘ye herhangi bir borçlarının bulunmadığını belirterek takibin iptalini talep etmiş, Mahkeme, takibin, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/1.7 D. İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati haciz kararına istinaden başlatıldığını, her ne kadar ihtiyati haciz kararında ve takip talebi ile ödeme emrinde S….r Response Ltd.nin ismi geçmiş ise de İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/1.7 D.İş sayılı dosyasında 09.05.2012 tarihinde verilen ek karar ile alacaklının isminin S….r Holdings Inc. olarak düzeltildiği ve takip dosyasında da bu doğrultuda işlem yapıldığını belirterek itirazın reddine karar vermiş ve bu karar Dairemizin 19.03.2013 tarih 2012/34064 Esas, 2013/10431 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır.

Takip dosyasının incelenmesinde, takibe konu bononun lehdarının S….r Holdings Inc. olduğu, S….r Response Ltd.nin yetkili hamil olduğuna yönelik herhangi bir ibarenin olmadığı, takibe konu bonoya istinaden S….r Response Ltd. lehine İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/1.7 D.İş sayılı dosyasında 03.05.2012 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiği, verilen bu karara istinaden, takip alacaklısı S….r Response Ltd. gösterilerek ve S….r Response Ltd. adına harç yatırılarak 08.05.2012 tarihinde icra takibine başlandığı, S….r Holdings Inc. vekilinin talebi üzerine İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/1.7 D.İş sayılı dosyasında 09.05.2012 tarihinde ihtiyati haciz kararında alacaklının isminin S….r Holdings Inc. olarak düzeltildiği ve bu karara istinaden S….r Holdings Inc. vekilinin istemi ile ihtiyati hacze istinaden gönderilen müzekkerelerdeki alacaklı ismi ile ödeme emrinde alacaklının isminin S….r Holdings Inc. olarak düzeltildiği görülmüştür.

Dosya kapsamından S….r Response Ltd. nin Marshall Adaları Cumhuriyeti’ne, S….r Holding Inc. ise ABD’ye kayıtlı iki farklı şirket olduğu görülmektedir.

HMK.nun 124/1. maddesi “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.” hükmünü içermektedir.

İncelenen icra dosyası kapsamına göre 08.05.2012 tarihli ödeme emrinde alacaklı şirket “S….r Response Ltd” iken 10.05.2012 tarihinde düzeltilen ödeme emrinde alacaklı şirket ise “S….r Holdings Inc” olup, her iki şirket birbirinden farklı unvanlara sahip iki ayrı tüzel kişiliktir. Takip işlemlerinde ve ödeme emrinde alacaklı isminin bu şekilde değiştirilmesi taraf değişikliği anlamına gelip, alacaklı isminin şirket unvanlarındaki benzerlik nedeniyle düzeltilmesi isteminin maddi hata olarak kabulü doğru değildir. Dolayısıyla İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/1.7 D.İş sayılı dosyasında 09.05.2012 tarihinde ihtiyati haciz kararında alacaklının isminin S….r Holdings Inc. olarak düzeltilmesi nedeniyle takip alacaklısı isminin değiştirilerek takibe devam edilmesi mümkün değildir.

O halde, takip alacaklısı olarak gözüken S….r Response Ltd.’nin. takip konusu bonoda lehdar yada ciranta sıfatının bulunmaması nedeniyle bu bonoya dayalı olarak muteriz borçlular hakkında icra takibi yapamayacağından takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup mahkemenin kararının bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşıldığından borçlular vekilinin karar düzeltme taleplerinin kabulü gerekmiştir…”

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Şikayetçiler vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

İstem icra takibinin iptaline ilişkindir.

İcra mahkemesince ihtiyati haciz dosyasından verilen ek kararla gerçek alacaklı unvanının düzeltildiği, takip dosyasında bu doğrultuda işlem yapıldığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.

Şikayetçi vekilinin temyiz itirazı üzerine yerel icra mahkemesi kararı Özel Daire’ce önce onanmış, karar düzeltme istemi üzerine bu kez yukarıda yazılı gerekçe ile onama kararı kaldırılarak kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkemece bu kez senet lehtarının da S….r Holdings Inc olduğu ve ihtiyati haciz talebine ekli vekaletnamede vekalet verenin de bu şirket olduğu, ihtiyati haciz dilekçesinde de aynı şirketin adının yazıldığı ancak takip talebinde alacaklının S….r Response Ltd olarak gösterildiği; bunun tamamiyle maddi bir hatadan kaynaklandığı ve hatanın fark edilmesi üzerine takip tarihinden bir gün sonra ihtiyati haciz kararını veren mahkemeden düzeltme talep edilmekle değişikliğin dürüstlük kuralına da aykırı olmadığı, ayrıca yapılan düzeltmeden dolayı borçluların herhangi bir hak kaybına uğramadıkları; değişikliğin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124/3 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden söz edilerek önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararı şikayetçiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık kambiyo senedinde sıfatı olmayan (tüzel) kişi tarafından alınan ihtiyati haciz kararı ve buna bağlı olarak başlatılan icra takibinin, unvanın kısmen benzemesi nedeniyle yapılan düzeltme suretiyle gerçek hak sahibi tarafından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124 üncü maddesi çerçevesinde ve iradi taraf değişikliği ilkeleri uyarınca takibe devam edilip edilemeyeceği; bu bağlamda anılan yasal düzenlemenin takip hukukunda da uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Bu aşamada öncelikle iradi taraf değişikliğine ilişkin yasal düzenlemenin ve doktriner görüşlerin özetlenmesinde yarar bulunmaktadır.

İradî taraf değişikliğine ilişkin düzenleme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür (m.124/1). Ancak yasakoyucu bu konuda yasalarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak (m.124/2) hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hallere de yer vermiştir. Anılan iki fıkra çerçevesinde maddî bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir (HMK m.124/3,4). İradî taraf değişikliğine ilişkin hükme istinaden gerek davacı gerekse davalı tarafta, iradî taraf değişikliği yapılması mümkündür (Taş Korkmaz, H.: Medenî Usûl Hukukunda İradî Taraf Değişikliği, Ankara 2014, s.169; Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes, M.: Medenî Usûl Hukuku, 14.b., Ankara 2013, s.310; Saldırım, M.: Açıklamalı ve İçtihatlı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve İlgili Mevzuat, Ankara 2011, s.103). Yargıtay uygulaması da bu yöndedir (Bkz. HGK, 19.09.2012 gün ve 2012/6-338 E., 2012/586 K.).

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124 üncü maddesinde yer verilen hükümler esasen görülmekte olan bir davada uygulama alanı bulur. Ancak davadan önce başvurulan ihtiyati haciz gibi geçici korumaya ilişkin yargılamanın süjeleri veya icra takibinin tarafları da yanlış veya eksik gösterilmiş olabilir. Bu durumda, iradî taraf değişikliğine ilişkin hükümlerin geçici korumalarda veya icra takibinde uygulama alanı bulup bulamayacağı sorunu ile karşılaşılmaktadır.

İcra takibinde tarafların değişmesi, takip esnasında maddî hukukta gerçekleşen olayların takibe yansımasının; bir diğer ifade ile küllî veya cüzî halefiyetin sonucu olarak mümkündür. Örneğin, takip esnasında borçlu veya alacaklının ölümü veya alacağın devri veya borcun nakli gibi durumlarda takibin taraflarının değişmesi mümkündür. Buna karşılık, kural olarak, icra takibinde iradî taraf değişikliği yapılamaz (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, 2.b., Ankara 2013, s.168-169; Pekcanıtez, H./Atalay, O./Sungurtekin Özkan, M.l/Özekes, M.: İcra ve İflâs Hukuku, 11.b., Ankara 2013, s.165; Taş Korkmaz, s. 44; Kuru, B./Arslan, R./Yılmaz, E.: İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, 28.b., Ankara 2014, s.109). Bunun temel sebebi, icra takibinin dava olmaması dolayısıyla icra takibinde bir yargılama işleminin yapılmamasıdır. Ayrıca davada taraf değişikliği yapılmasıyla taraf değişikliğinden önceki yargılama işlemlerinin sonuçlarından yararlanmak; dolayısıyla usûl ekonomisini gerçekleştirmek şeklindeki amacın icra takipleri bakımından gerçekleşmesi de söz konusu olmaz. Yine cebri icra hukukunda kabul edilen ‘şekle sıkı bağlılık ilkesi’ iradi taraf değişikliği bakımından sınırlayıcı rol oynar. Alacaklının takip talebine göre, takibin taraflarına ilişkin bilgiler borçluya gönderilen ödeme, icra ve tahliye emirlerinde yer alır ve borçlu, buna göre takibe karşı koymasının mümkün olup olmadığına karar verir (Taş Korkmaz, s.43-44).

İcra takibinde iradî taraf değişikliği yapılamayacağına ilişkin kural, mutlak değildir. Gerçekten de bu kuralın çok katı bir şekilde uygulanması, icra takibinde tarafın maddî hata veya temsilcide yanılma nedeniyle yanlış gösterilmesi gibi sınırlı durumlarda, söz konusu takibin iptali ve tekrar başlatılmasına; dolayısıyla da hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açabilir. Bunu önlemek için, maddî hata ve temsilcide yanılma halleriyle sınırlı olarak istisnaî bazı hallerde icra takibi esnasında da taraf değişikliği yapılabileceğinin kabulü gereklidir. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir; nitekim Hukuk Genel Kurulunun yukarıda gösterilen kararının dayandığı temel ilke de budur. Ancak bu durumda, takip borçlusuna tekrar bir ödeme emri gönderilmesi ve itiraz olanağının tanınması, hukukî dinlenilme hakkının gereğidir (Taş Korkmaz, s.44-45).

Yine davadan önce de talep edilebilen ihtiyati hacze ilişkin yargılamanın süjelerinin yanlış gösterilmesi durumunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun iradî taraf değişikliğine ilişkin hükümlerinin -niteliği uygun düştüğü ölçüde kıyasen- uygulanması mümkün olmalıdır. Çünkü geçici hukukî koruma taleplerine ilişkin yargılamanın süjeleri de daha sonra açılacak davanın taraflarına göre belirlenmektedir (Taş Korkmaz, s.40-41).

Hukuk Genel Kurulu’nun incelediği somut olayda, icra takibinden önce talep edilen ihtiyati haciz talebine ilişkin dilekçede, alacaklı olarak talep dayanağı bononun lehdarı S….r Holding Inc yazıldığı gibi, bu dilekçeye ekli vekâletname de vekalet verenin S….r Holding Inc olduğu anlaşılmaktadır. Ancak ihtiyati haciz kararında alacaklı olarak, talebin dayanağı olan bono lehdarı S….r Holding Inc yerine, S….r Response Ltd’nin adı yazılmıştır. S….r Response Ltd. ihtiyati haciz talebinin dayanağı olan bononun lehdarı olmadığından, söz konusu yargılama bakımından aktif takip yetkisine sahip değildir. Ancak somut olayda, alacaklı adının maddi bir hata sonucu yanlış yazıldığı açıktır.

Aynı maddi hata ihtiyati hacizden sonra başlatılan icra takibinde de devam etmiş; bu hatanın anlaşılması üzerine önce ihtiyati haciz kararını veren mahkemeye başvurulması üzerine yerel mahkemece bu maddi hata düzeltilmiş; ardından icra takibinde de yanlış alacaklı adı olan S….r Response Ldt silinerek takip dayanağı olan bonoda lehdarının adı olan S….r Holding Inc yazılmıştır. Bundan sonra ise, takip borçlusuna yeni alacaklı tarafından tekrar ödeme emri gönderilmiştir. Tüm bunlardan gerek ihtiyati haciz yargılamasında gerekse ardından başlatılan icra takibinde gerçekleşen bir maddi hatanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124 üncü maddesinde yer alan istisna hükmünün (f.3) kıyasen uygulanması suretiyle düzeltildiği anlaşılmaktadır. Belirtilen nedenlerle yerel mahkemenin direnme kararı yerinde bulunmuştur.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında icra hukukunun sıkı şekil şartlarına bağlı olduğu ve iradi taraf değişikliğinin mümkün olmadığı, borçlunun ilk ödeme emrine şikayete gitmemesi halinde takibin kesinleşeceği ve gerçek hak sahibi olmayan kişiye ödeme yapılması sonucunun doğabileceği ki bunun, cebri icra organı aracılığıyla kötü ödeme yapılması anlamına geleceği; sonrasında da gerçek hak sahibi tarafından yapılan takipte borçlunun bu ödemesinin dikkate alınamayacağı ve bunun da hak kayıplarına yol açabileceği görüşü dile getirilmiş ise de bu görüş kurul çoğunluğu tarafından belirtilen nedenle kabul edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

SONUÇ : Şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 12.10.2016 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 13’ü ONAMA, 12’si ise BOZMA yönünde oy kullanmışlardır.

Av. Servet Sarıca

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2004 yılında mezun olup 2006 yılından günümüze Bursa Barosuna kayıtlıdır. Ofisimizin kurucu ortağıdır. Ceza Hukuku, İş Hukuku, Aile Hukuku ve diğer hukuki ilgi alanlarında aktif olarak avukatlık mesleğini icra etmektedir. İş Hukuku ve Ticari Davalarda Uzman Arabulucu, İş Mahkemelerinde Aktüerya ve Hesap Bilirkişiliği yapmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.