iki kira sözleşmesi varsa gerçek kira miktarını gösteren sözleşmeye kira alacağının tespit edilir.

T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/4198
KARAR NO: 2017/16285
KARAR TARİHİ: 6.12.2017

ÖZET: Daha az vergi ödemek ve Vergi Dairesi’ne ibraz için biri düşük miktarlı , diğeri asıl kira bedelini gösteren 2 ayrı kira sözleşmesi yapılması halinde ;
Her iki sözleşmedeki imzaların taraflara ait olduğu uyuşmazlık konusu değilse ilk sözleşme ortadan kaldırılmadığına göre gerçek kira miktarını gösteren sözleşmeye kira alacağının tespit edileceği…

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması isteminde bulunmuş mahkemece davanın reddine karar verilmiş karar davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.

İİK.nun 68. maddesinde “Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairlerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse ,alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde ilamsız takip yapılamaz.” İİK.nun 269/2 maddesinde “borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır” , İİK.nun 269/b maddesinde de “Borçlu itirazında kira akdini ve varsa mukavelenamede kendisine izafe olunan imzayı reddettiği takdirde alacaklı; noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tastik edilmiş bir mukavelenameye istinat ediyorsa merciden itirazın kaldırılmasını ve ihtar müddeti içinde paranın ödenmemesi sebebiyle kiralananın tahliyesini isteyebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.

Somut olayda; Davacı alacaklı, 01/03/2014 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 13/08/2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile 20.06.2014 tarihinde ödenmesi gereken 20.000,00 TL kira ve 266,30 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmiştir.

Takip dayanağı kira sözleşmesinin 8. maddesinde ;kiralanan işletmenin yıllık kira bedelinin 40.000,00 TL net olduğu,kira ücretinin 20.000,00 TL sinin 13/04/2014 tarihine kadar bakiye 20.000,00 TL sinin de 20 Haziran tarihinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davalı itirazında; takibe dayanak yazılı kira sözleşmesinin varlığına ve sözleşmedeki imzaya itiraz etmemiş, yargılama aşamasında ibraz ettikleri 6. Noterliğinin 16/05/2014 başlangıç tarihli, bir yıl süreli yıllık net 15.000,00 TL bedelli kira sözleşmesi ile takip dayanağı kira sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunmuştur.Davalının itiraz içeriğine göre takip dayanağı kira sözleşmesi kesinleşmiştir.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesi ya tarafların karşılıklı anlaşmaları ile ya mahkeme kararı ile ya da kiralananın yok olması ile sona erer. Davalı tarafından ibraz edilen düşük bedelli kira sözleşmesinin Vergi Dairesi’ne ibraz için düzenlendiği, sonraki tarihli kira sözleşmesinde takip dayanağı kira sözleşmesinin taraflarca feshedildiğine dair her hangi bir düzenleme yer almadığı anlaşıldığından tarafların iradesini yansıtan takibe dayanak 01/03/2014 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesi dikkate alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle,davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve 6100 Sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.