İnternet Yoluyla, Kişisel Verilerin Kaydedilmesi ve Yayılması Suçu

Kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde ele geçirilmiş olması, bu suçun oluşması için yeterli olup, yayılması sonucu zararın meydana gelmesi ya da bu verilerin bir suç işlenmesinde, araç olarak kullanılması koşulu aranmamıştır. Dolayısıyla, kişisel veri kapsamına giren her türlü bilginin hukuka aykırı bir şekilde kaydedilmesi veya söz konusu kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi halinde herhangi bir zararın gerçekleşmesini beklemeden harekete geçilmesi halinde anılan suçların Türk Ceza Kanunu kapsamında cezalandırılması mümkün olacaktır.

Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, TCK m.135’te; yayılması ise m.136’da düzenlenmiştir.

5237 sayılı TCK m. 135’te yer alan kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun gerekçesine baktığımızda, gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edildiğini görmekteyiz.

Kişisel veri, kişiyi belirlenebilir kılan, ona özgü her türlü bilgi anlamına gelmektedir. Kişisel veri kavramı sadece ad, soyad, doğum yeri gibi kişilerin tanınmasını sağlayan bilgilerden ibaret olmadığı gibi kişilerin fiziksel, sosyal, kültürel, ekonomik tüm bilgilerini kapsamaktadır. Bu bağlamda, kişilerin e-mail adresi, telefon numarası, fotoğrafı, videosu gibi kişinin belirlenebilir olmasını sağlayan tüm bilgiler kişisel veri kapsamına girmektedir ve Türk Ceza Kanunu tarafından koruma altına alınmıştır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi, kişilere ait verilerin hukuka aykırı bir şekilde depolanması anlamına gelmektedir.

Kişisel verilerin en çok kullanıldığı alanlar sosyal medya siteleridir. En basitinden, bir sosyal medya sitesine üye olmak için doldurulması gereken “zorunlu alanlar”  neredeyse kişilerin kişisel verilerinin hepsini kapsamaktadır. Kişiler, söz konusu sitelere üye olmak için bu tür bilgilerini sosyal medya site ilgilileriyle paylaşmak zorunda bırakılmaktadır. Gerek kişilerin üyelik aşamasında paylaşmış olduğu kişisel veriler, gerekse üyelik aşamasından sonra kendi yapmış oldukları paylaşımlarla kişisel verilerin ortaya konulması, bu tür verilerin suça alet edilmesi sorununu gündeme getirmektedir. Örneğin, kişinin kendi rızası ile bildirmiş olduğu e-posta adresinin veya kendi rızasıyla paylaşmış olduğu fotoğrafının izni olmadan kaydedilmesi 135. madde uyarınca suç teşkil edecektir. Bunun yanında, e-posta adresinin veyahut fotoğrafının kişinin rızası olmadan başka bir mecrada yayınlanması ise 136. madde anlamında suç teşkil edecektir.

“MADDE 135 – (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

“MADDE 136 – (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Kişisel verilerin kaydedilmesi ve yayılması suçunun oluşabilmesi için kanuni tanımda yer alan hareketlerin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Başka bir şekilde anlatmak gerekirse, kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde ele geçirilmiş olması yeterli olup, kişisel verinin hukuka aykırı verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesinin yanı sıra suç konusu üzerinde herhangi bir zararın meydana gelmesi ya da bu verilerin bir suç işlenmesinde araç olarak kullanılması aranmamıştır. Dolayısıyla, kişisel veri kapsamına giren her türlü bilginin hukuka aykırı bir şekilde kaydedilmesi veya söz konusu kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi halinde herhangi bir zararın gerçekleşmesini beklemeden harekete geçilmesi halinde anılan suçların Türk Ceza Kanunu kapsamında cezalandırılması mümkün olacaktır.

5237 sayılı TCK m. 137’de kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun nitelikli hallerine yer verilmiştir.

“Madde 137- (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;
a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

Madde düzenlenmesinden de anlaşılacağı üzere kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi veya verilmesi suçlarının, kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak veya Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde, suçu işleyen kişiye verilecek olan cezanın yarı oranında artırılması yoluna gidilecektir. Bu nedenle, söz konusu suçun işleyeni, suçun cezası bakımından önem arz ettiğinden, suçu işleyen kişinin kimliğine de ayrıca dikkat edilmesi ve bu durumun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde ele geçirilmiş olması bu suçun oluşması için yeterli olup, kişisel verinin hukuka aykırı ele geçirilmesi yada yayılması sonucu zararın meydana gelmesi ya da bu verilerin bir suç işlenmesinde araç olarak kullanılması koşulu aranmamıştır. Dolayısıyla, kişisel veri kapsamına giren her türlü bilginin hukuka aykırı bir şekilde kaydedilmesi veya söz konusu kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi halinde herhangi bir zararın gerçekleşmesini beklemeden harekete geçilmesi halinde anılan suçların Türk Ceza Kanunu kapsamında cezalandırılması mümkün olacaktır.

İlgili yargıtay kararı

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.