Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi, maddi ve manevi tazminat, ticaret sicilinden terkin

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2019/282 E. 2019/852 K. MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında birleştirilerek görülen “marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi, maddi ve manevi tazminat, ticaret sicilinden terkin” davalarından dolayı bozma üzerine direnme yoluyla verilen İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 10.04.2014 tarihli ve … Read more

İşleme konulacak/konulmayacak dilekçe, ihbar ve şikayetler

Konumuz ile ilgili olarak, öncelikle normlar hiyerarşisi içerisinde en üstten alta doğru yasal düzenlemeler incelenecek, akabinde ise tarafımızca değerlendirme yapılacaktır.

A- İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasa

VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı 
MADDE 74.– Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

3071 sayılı Dilekçe Kanunun

Dilekçede bulunması zorunlu şartlar:
MADDE 4 – (Değişik: 2/1/2003-4778/26 md.) 
Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen  veya  gönderilen dilekçelerde, dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması gerekir.

İncelenemeyecek dilekçeler: 
MADDE 6 – Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerden;
a) Belli bir konuyu ihtiva etmeyenler,
b) Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olanlar,
c) 4 üncü maddede gösterilen şartlardan herhangi birini taşımayanlar,
İncelenemezler.

4483 sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun

 MADDE 4 -(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2004-5232/2 md.) Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur.

(Değişik dördüncü fıkra: 17/7/2004-5232/2 md.) Üçüncü fıkradaki şartları taşımayan ihbar ve şikâyetler Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum, ihbar veya şikâyette bulunana bildirilir. Ancak iddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz. Başsavcılar ve yetkili merciler ihbarcı veya şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmak zorundadır.

4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu

Başvuru usulü
Madde 6- Bilgi edinme başvurusu, başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, oturma yeri veya iş adresini, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve adresi ile yetkili kişinin imzasını ve yetki belgesini içeren dilekçe ile istenen bilgi veya belgenin bulunduğu kurum veya kuruluşa yapılır. Bu başvuru, kişinin kimliğinin ve imzasının veya yazının kimden neşet ettiğinin tespitine yarayacak başka bilgilerin yasal olarak belirlenebilir olması kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir. Dilekçede, istenen bilgi veya belgeler açıkça belirtilir.

Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas Ve Usuller Hakkında Yönetmeliği

Başvuruların Cevaplandırılması
Madde 18/son – Daha önce cevaplandığı halde aynı kişiler tarafından yapılan tekrar mahiyetindeki başvurular ile soyut ve genel nitelikteki başvurular işleme konulmaz ve durum başvuru sahibine bildirilir.

Başbakanlığın Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri İle Başvuru Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliği
(13/04/2005 tarih ve 25785 sayılı Resmi Gazete)

Başvuru Hakkı 
Madde 31/2 – Ancak, kamu görevlilerini karalama amacı güttüğü açıkça anlaşılan ve başvuranın kimliği tespit edilemeyen başvurular değerlendirmeye alınmaz.

Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun Uygulaması İle İlgili Olarak İçişleri Bakanlığınca Yürütülecek İşlemlere İlişkin Yönerge

İşleme Konulmayacak İhbar ve Şikayetler
Madde 9-  4483 sayılı Kanunun 4. maddesinin 3. ve 4. fıkraları gereğince, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesi zorunludur. Bu ibareye aykırı bulunan ihbar ve şikayetler Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum, ihbar veya şikayette bulunana bildirilir.

B- DEĞERLENDİRME

ilgili mevzuat bölümünde ayrıntılı olarak belirtilen Anayasa, ilgili yasalar, yönetmelikler ve yönergeler bir bütün olarak incelendiğinde;

İşleme konulmayacak, araştırılmayacak, incelenmeyecek, soruşturulmayacak ihbar ve şikayetler:

  1. Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılan soyut ve genel nitelikteki ihbar ve şikâyetler
  2. İhbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmemesi,
  3. İddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanmaması,
  4. İhbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin ad, soyad, imza ve adresinin bulunmaması
  5. Yetkili merciler ihbar ve şikâyetler konusunda daha önce sonuçlandırılmış bir ön inceleme olması

İşleme Konulmayacak Nitelikte Olan İhbar Ve Şikayetlerin İşleme Konulma İsnisnaları:

  • İddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz.
  • Yukarıda belirtilen 1, 2 ve 3. maddede yer alan hususlarda yine de işleme konulmaz. İstisna sadece 4. maddede belirtilenad, soyad, imza ve adresinin bulunmamasına ilişkindir.
  • İhbar veya şikâyet eden kişilerin konu ile ilgili olarak daha önceki ön incelemenin neticesini etkileyecek yeni belge sunması hali

Tüm Başvuru Ve Dilekçe İçin Geçerli Düzenlemeler:

  • Üzerinde isim, imza, adres bulunmayan dilekçeler işleme alınmayacaktır.
    • 3071 sayılı yasanın 4 ve 6.maddelerinin açık hükümleri ile Başbakanlığın 2004/12 Genelgesinin amir hükümleri dairesinde bu dilekçelerin işleme alınması cezai ve disiplin açıdan sorumluluk doğuracaktır.
  • Bilgi Edinme Kanunu ve Yönetmeliğine göre başvuran kişinin kimliğinin ve imzasının veya yazının kimden geldiğinin tespitine yarayacak başka bilgilerin yasal olarak belirlenebilir olması kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da  başvuru yapılabilir.
  • Daha önce cevaplandığı halde aynı kişiler tarafından yapılan tekrar mahiyetindeki başvurular ile soyut ve genel nitelikteki başvurular işleme konulamaz ve durumun başvuru sahibine bildirilir.
  • Etik davranış Kurulları ile ilgili başvuruları düzenleyen yönetmeliğe göre kamu görevlilerini karalama amacı güttüğü açıkça anlaşılan ve başvuranın kimliği tespit edilemeyen başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır.
  • Başbakanlığın 2004/12 sayılı tüm kamu kurum ve kuruluşlarını kapsayan Genelgesinde de “Ad, soyad ve adres bulunmayan, imza taşımayan, belli bir konuyu içermeyen, ya da yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili” dilekçeler cevaplandırılmayacaktır.
  • Ancak, bu unsurları ihtiva etmemekle birlikte,
    • başvurulara olayla ilgili inandırıcı mahiyette bilgi ve belgeler eklenmiş dilekçeler
    • somut nitelikte bilgi, bulgu ya da olaylara dayanılan dilekçeler ihbar kabul edilerek idarece işlem yapılabilir
  • Bu kurallara aykırı hareket etmenin disiplin ve cezai sorumluluğu vardır.

C- SONUÇ:

İşleme konulmayacak, araştırılmayacak, incelenmeyecek, soruşturulmayacak ihbar ve şikayetler sırayla şöyledir:

  • Ad, soyad ve adres bulunmayan dilekçe ve başvurular
  • İmzasız dilekçe ve başvurular
  • Belirli bir konuyu içermeyen dilekçe ve başvurular
  • Başvuranın kimliği tespit edilemeyen dilekçe ve başvurular
  • Soyut nitelikteki dilekçe ve başvurular
  • Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki soyut ve genel nitelikteki dilekçe ve başvurular
  • Kişi veya olay belirtilmeyen dilekçe ve başvurular
  • Ciddi bulgu ve belgelere dayanmayan dilekçe ve başvurular
  • Daha önce sonuçlandırılmış bir konu hakkındaki dilekçe ve başvurular
  • Yargı organının görev alınana giren konular ile ilgili idareden talep bulunulan dilekçe ve başvurular
  • Aynı kişiler tarafından yapılan tekrar mahiyetindeki dilekçe ve başvurular
  • Genel nitelikteki dilekçe ve başvurular
  • Kamu görevlilerini karalama amacı güttüğü açıkça anlaşılan dilekçe ve başvurular

İşleme Konulacak,  araştırılacak, incelenecek, soruşturulacak ihbar ve şikayetler sırayla şöyledir:

  • İddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz.
    • Ancak yukarıda belirtilen
      • Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikteki olması
      • İhbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmemesinin zorunlu olması
      • İddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanmaması halleri ile ilgili olarak işleme koymama şeklindeki kural geçerlidir.
  • İhbar veya şikâyet eden kişilerin konu ile ilgili olarak daha önceki ön incelemenin neticesini etkileyecek yeni belge sunması halinde, yetkili merciler ihbar ve şikâyetler konusunda daha önce sonuçlandırılmış müracaatı tekrar işleme koyabilirler.
  • 24.01.2004 tarihli Başbakanlık Genelgesinde yer alan “inandırıcı bilgi ve belge eklenen” veya “somut nitelikte bilgi ve olaya dayanan” başvuru ve dilekçelerin işleme alınmasına ilişkin açıklamanın, 17.07.2004 tarihli 4483 sayılı yasanın 4.maddesinde yapılan değişikliğe göre getirilen “sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde” ibaresinin kullanılması zorundur. Gerek normlar hiyerarşisinde4483 sayılı yasanın 4.maddesinin24.01.2004 tarihli Başbakanlık Genelgesinin üzerinde olması, Genelgelerin yasalara aykırı olamayacağı ve gerekse sonra yürürlüğe giren düzenlemelerin geçerli olacağı bir arada değerlendirildiğinde24.01.2004 tarihli Başbakanlık Genelgesindeki kapsam daraltılmıştır.

Yasal düzenlemelere aykırı davranışın sonuçları şöyledir:

  • Lekelenmeme hakkı kapsamında, işleme konulmaması gereken bir dilekçe ve başvuruyu işleme alan kamu görevlisi aleyhinde tazminat davası açılabilir.
  • İşleme konulmaması gereken bir dilekçe ve başvurunun işleme alınması nedeni ile Başbakanlık Genelgesinde açıkça belirtildiği üzere disiplin soruşturması açılabilir ve cezalandırılma yapılabilir.
  • Ceza hukuku yönünden de hakaret suçu ile ilişkilendirilebilir ve ceza dava açılabilir.
  • İşleme konulmaması gereken bir dilekçe ve başvurunun içeriliği kamu görevlisine iftira suçunu oluşturabilir. Bu özelliğe sahip bir dilekçenin işleme alınması sonrasında, iftiracı konumunda bulunan ve kimliğini gizleyen başvuran kişinin aranmasına ilişkin bir faaliyete geçmeyen idareci, bu yönden iftira suçunu adli makamlara bildirmeyerek TCK yer alan suçu bildirmeme suçunu işlemiş olabileceği gibi iftira suçunun oluşmasında katkıda bulunduğu konusunda itham ve ceza ile karşılaşabilir.
  • İşleme konulması gereken bir dilekçe ve başvurunun işleme alınmaması halinde ihmal suçu ile ilgili olarak sorumluluk doğabilir.

Bu nedenlerle kamu görevlilerinin yasal düzenlemeleri detaylı irdelemeleri ve gerek hukuki gerekse cezai sorumluluktan kaçınacak şekilde davranmaları zaruridir.

 

Av. Servet SARICA

Read moreİşleme konulacak/konulmayacak dilekçe, ihbar ve şikayetler

Aldatılan eş, üçüncü kişiye tazminat davası açılabilir.

Davalının davacının eşi ile evli olduğunu bilerek duygusal ve cinsel ilişkiye girdiğinin tarafların ve mahkemenin kabulünde olmasına göre; davalının sorumluluğu ahlaka ve adaba aykırılık nedeniyle gerçekleşen “haksız fiil”den kaynaklanmakta; dava da yasal dayanağını haksız fiile ilişkin hükümlerden almaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinde yer alan “evlenmeyle eşler arasındaki evlilik birliği kurulmuş olur… Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” biçimindeki düzenleme gereğince, evli bir kimsenin evlilik dışı birlikteliği, diğer eşin sosyal kişilik değerlerine saldırı niteliğindedir. Bu eyleme evliliği bilerek katılan kişi de diğer eşin uğradığı zarardan sorumludur. Ayrıca eşlerin bu yüzden boşanmış olup olmaları da önem taşımaz.

Bu nedenlerle somut olayda mahkemece davalının açıklanan şekilde gerçekleşen eyleminden sorumluluğu kabul edilerek davacı eş yararına tazminata hükmedilmesi yerindedir.

Aldatılan eş, üçüncü kişiye tazminat davası açabilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinde yer alan “evlenmeyle eşler arasındaki evlilik birliği kurulmuş olur… Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” biçimindeki düzenleme gereğince, evli bir kimsenin evlilik dışı birlikteliği, diğer eşin sosyal kişilik değerlerine saldırı niteliğindedir. Bu eyleme evliliği bilerek katılan kişi de diğer eşin uğradığı zarardan sorumludur. Ayrıca eşlerin bu yüzden boşanmış olup olmaları da önem taşımaz.

Aldatılan eş, üçüncü kişiye tazminat davası açabilir.

Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; davacının eşi ile duygusal ve cinsel ilişkiye girdiği tarafların ve mahkemenin kabulünde olan davalının, bu eyleminin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturup oluşturmadığı ve hukuki sorumluluğunu gerektirip gerektirmediği, noktalarında toplanmaktadır. Evli bir kimsenin evlilik dışı birlikteliği, diğer eşin sosyal kişilik değerlerine saldırı niteliğinde olduğu gibi, bu eyleme katılan kişinin eylemi de bundan ayrı düşünülemez. Dolayısıyla, bu eyleme evliliği bilerek katılan kişi de diğer eşin uğradığı zarardan sorumludur.

Davalının davacının eşi ile evli olduğunu bilerek duygusal ve cinsel ilişkiye girdiğinin tarafların ve mahkemenin kabulünde olmasına göre; davalının sorumluluğu ahlaka ve adaba aykırılık nedeniyle gerçekleşen “haksız fiil”den kaynaklanmakta; dava da yasal dayanağını haksız fiile ilişkin hükümlerden almaktadır. Sorumlulardan birisi olan davacının eşinin vefat etmesi, teselsül ilişkinde bulunan davalının sorumluluğunu ortadan kaldıracak bir olgu olarak kabul edilemez ve davalının haksız eyleminin varlığını ortadan kaldırmaz. Mahkemece davalının açıklanan sekilde gerçekleşen eyleminden sorumluluğu kabul edilerek, bundan kaynaklanan zararın kapsamı belirlenmeli ve varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmelidir.