Geçersiz ıslahta yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmez.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 04.02.1948 gün 1944/10 E. 1948/3 K. Sayılı kararında da belirtildiği üzere bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. HMK’nın yürürlüğünden sonra söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanıp uygulanamayacağına yönelik terreddütler sebebiyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nca alınan 06.05.2016 tarih ve 2015/1 Esas, 2016/1 Karar sayılı ilamında; “Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK’nın değiştirilmesine gerek olmadığına” karar vermiştir. Yerel mahkemenin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı yönündeki tespiti yerinde ise de ıslah dilekçesi yok hükmünde sayılacağı yerde ıslahla arttırılan kısımların yargılama giderleri ve vekalet ücretleri tayininde dikkate alınması hatalı olmuştur.

İhalenin feshi

Dava ihalenin feshi istemine ilişkindir. Borçlunun usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece duruşma açılmaksızın şikâyetin gider avansının yatırılmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece; İİK’nun 134/2. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraflar davet edilip beyanları alınmadan, varsa gösterecekleri deliller toplanmadan dosya üzerinden inceleme yapılarak sonuca gidilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Mahkemece gider avansının eksik olduğunun anlaşılması halinde, tamamlattırılması için HMK’nın 120/2. maddesi gereğince verilecek iki haftalık kesin süre ile birlikte gider avansının nelerden ibaret olduğu net olarak belirlenmeli ve tarafa avansın yatırılmamasının hukuki sonuçları konusunda uyarı yapılmalıdır. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmezse, ancak o takdirde dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir. Mahkemece anılan yasal düzenlemelerin gereği yerine getirilmeden ve borçluya usulüne uygun şekilde kesin süre verilmeden davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.