Tahliye taahhütnamesi iptal edilebilir mi?

Tahliye taahhütnamesi, mesken ve işyeri olarak nitelendirilen taşınmaz kiralamalarında kiracı tarafından verilen taahhütname örneğidir.

Bu taahhütname ile kiracı taşınmaz malı ne zaman tahliye edeceğini bildirmektedir.

Ancak taahhütnamenin geçerli olabilmesi için bazı şekil şartlarına uygun olması gerekiyor.

1- Taahhütname yazılı olmalıdır.
2- Taahhütname ilk kira sözleşmesi yapıldıktan sonra taşınmaz mal kullanımdayken verilmelidir.
3- Tahliye taahhüdünde, taşınmazın tahliye edileceği tarih belirtilmelidir.
4-
Taahhüt özgür irade ile yapılmalıdır.

Tahliye taahhütnamesinin noterden yapılma şartı bulunmuyor. Ancak, noter kanalıyla yapılması halinde kiralayan için daha güvenli oluyor.

Taahhüt verdiği halde evi boşaltmaması halinde ev sahibi, kiracıdan evi tahliye etmesini isteme hakkına sahip oluyor.

Tahliye taahhütnamesi iptal edilir mi? Baskı altında verilen tahliye taahhütnamesi iptali için ne yapılabilir?

Tahliye taahhütnamesi yukarıdaki koşulları taşımaması halinde hükümsüz oluyor. Taahhütnamenin baskı alında verilmesi de iptaline neden olabiliyor.

Ancak baskıya rağmen noterde verilen taahhütnameler geçersiz kabul edilmiyor. Noterde düzenlenmiş tahliye taahhütnamelerine ilişkin olarak, taahhütnamenin baskı altında verildiği iddiası mahkeme tarafından dinlenmiyor.


T.C.
YARGITAY
6.Hukuk Dairesi

Esas: 2009/3631
Karar: 2009/4394
Karar Tarihi: 11.05.2009

ÖZET: Somut olayda davalı tahliye emrinin tebliği üzerine süresinde verdiği itiraz dilekçesinde tahliye taahhüdünün ilk kira sözleşmesi ile birlikte baskı altında verildiğini ve sözleşmenin bir yıl süreyle uzadığını ileri sürmüş, taahhütname altındaki imzaya ve tarihe açıkça karşı koymamıştır. Davalı B.K.’nun 31. maddesi gereğince tahliye taahhüdünün iptali konusunda bir yıl içinde bir dava açmadığına göre taahhütnamesinin geçersizliğinin ileri sürülmesi mümkün değildir. Öte yandan tahliye taahhütnamesinin mutlaka noterden yapılması da gerekmez. Davalı taahhütname altındaki imzaya da karşı çıkmadığına göre verilen tahliye taahhüdü geçerli olup kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekir.

(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 31)

Dava: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Davacı tarafından tahliye taahhütnamesine dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını istemiştir.

Mahkemece istem reddedilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde davalının 24.6.2004 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli sözleşme ile taşınmazda kiracı olduğunu, 23.7.2007 düzenleme tarihli tahliye taahhüdü ile taşınmazı 1.8.2008 tarihinde tahliye edeceğini taahhüt ettiği halde tahliye etmediğinden hakkında icra takibi yaptığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ise davayı kabul etmediğini davanın reddini savunmuştur.

Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 25.6.2004 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı 23.7.2007 düzenleme tarihli taahhütnameye dayanarak 8.8.2008 tarihinde başlattığı icra takibi ile kiralananın tahliyesini istemiş tahliye emri davalıya 19.8.2008 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı tahliye emrinin tebliği üzerine süresinde verdiği itiraz dilekçesinde tahliye taahhüdünün ilk kira sözleşmesi ile birlikte baskı altında verildiğini ve sözleşmenin bir yıl süreyle uzadığını ileri sürmüş, taahhütname altındaki imzaya ve tarihe açıkça karşı koymamıştır. Davalı B.K.’nun 31. maddesi gereğince tahliye taahhüdünün iptali konusunda bir yıl içinde bir dava açmadığına göre taahhütnamesinin geçersizliğinin ileri sürülmesi mümkün değildir. Öte yandan tahliye taahhütnamesinin mutlaka noterden yapılması da gerekmez.

Davalı taahhütname altındaki imzaya da karşı çıkmadığına göre verilen tahliye taahhüdü geçerli olup kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde isteğinin reddine karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan yargılamada davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediği halde davalı yararına vekalet ücreti takdiri de doğru olmadığından kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir